Karma Komisyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Karma Komisyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

TÜRK VE RUM AHALİNİN MÜBÂDELESİNE DAİR OLUŞTURULAN KOMİSYONLARDAN MUHTELİT MÜBÂDELE KOMİSYONU VE FAALİYETLERİ


Erzincan Eğitim Fakültesi Dergisi Cilt: (8) Sayı: (1) Yıl:2006

107

TÜRK VE RUM AHALİNİN MÜBÂDELESİNE DAİR OLUŞTURULAN KOMİSYONLARDAN MUHTELİT MÜBÂDELE
KOMİSYONU VE FAALİYETLERİ

THE DUTY AND THE MIXED EXCHANGE COMMITTEE ESTABLISHED FOR THE APPLICATION OF THE EXCHANGE

Ercan ÇELEBİ*


ÖZET

Bilindiği üzere “Türk ve Rum Ahâlinin Mübâdelesine İlişkin Sözleşme ve Protokol”
Türk ve Yunan Hükümetleri’nce 30 Ocak 1923 tarihinde Lozan’da imzalanmış, sözleşme ile anlaşmanın uygulanmasını sağlamak ve bundan çıkacak uyuşmazlıkları halletmek için, bir Karma Komisyon’un kurulması kabul edilmiştir. Bu çalışmada, bahse konu komisyonun kuruluşu, görev, yetki ve sorumlulukları ile faaliyetlerine dair bilgi verilmiştir.

Anahtar Kelimler: Mübâdele, Karma Komisyon,

ABSTRACT

An agreement between Turkish and Greece goverments were signed on 30 th January,
1923 about “An Agreement and Protocol for the Exchange of Turkish and Greek People”. It was agreed on establishing a mixed committee to carry on the agreement and to solve the disagreements arosen. In this study, the establishment, duty, authority, responsibility and the activity of the mixed committee were explained.

Key-words: The exchange of Turkish and Greek people, mixed committee.

GİRİŞ

Türk ve Yunan Hükümetleri’ni ahali değişimine zorlayan ve bu değişimin 30 Ocak 1923 tarihinde Lozan’da imzalanan “Türk ve Rum Ahalinin Mübâdelesine Dair Sözleşme ve Protokol” ile resmî bir zemine oturtulmasını gerektiren sebepler çok farklı olmakla birlikte, mübâdelenin taraflar arasında kaçınılmaz bir hale geldiği de, şüphesiz inkâr edilemeyecek bir gerçekti. Özellikle Türkiye ve Yunanistan’ın millî bir devlet ve sosyal yapı oluşturmaya yönelik gayretleri, Türk ve Rum toplumları arasında meydana gelen güven-

* OMÜ, Amasya Eğitim Fakültesi, e-mail: ercanc@omu.edu.tr.

Erzincan Eğitim Fakültesi Dergisi Cilt: (8) Sayı: (1) Yıl:2006
108

sizlik ve düşmanlık duyguları ve yerli Rumların Millî Mücadele dönemindeki tutumları, mübâdeleye sebep olan ana etkenlerin başında gelmekteydi. Bunun yanı sıra insan kaynağının önemli bir kısmını savaşlarda kaybetmiş olan Türkiye’nin nüfusa olan ihtiyacı da, ekonomik ve sosyal alanlarda istenilen amaçlara ulaşabilmek için çaba gösteren Türk hükümetlerinin göz önünde bulundurduğu önemli faktörlerdendi. Bu çalışmada, mübâdelenin uygulanmasını sağlamak amacıyla kurulmuş olan Muhtelit Mübâdele Komisyonu’nun (Karma Komisyon) kuruluşu, yetki ve sorumlulukları ile faaliyetleri konusu ele alınmıştır.

1. Muhtelit Mübâdele Komisyonu’nun (Karma Komisyon) Kuruluşu,
Yetki ve Sorumluluğu

30 Ocak 1923’de Türk ve Yunan Hükümetleri’nce imzalanan Mübâdele Sözleşmesi’nde, taraflarca anlaşmanın uygulanmasını sağlamak ve bundan çıkacak uyuşmazlıkları halletmek için1 bir Muhtelit Mübâdele Komisyonu’nun (Karma Komisyon) kurulması kabul edilmiş ve yine aynı sözleşmede kurulacak olan Karma Komisyon’un görev, yetki ve sorumlulukları belirtilmişti.

Buna göre, Mübâdele Sözleşmesi’nin yürürlüğe girdiği tarihten başlamak üzere bir ay içerisinde Türk ve Yunan Hükümetleri’nden dörder ve I. Dünya Savaşı’na iştirak etmemiş devletlerin vatandaşları arasından Milletler Cemiyeti Meclisi’nce seçilecek üç üyeden oluşan bir Karma Komisyon kurulacak ve komisyonun başkanlığını tarafsız üyeden her biri dönüşümlü olarak idare edecek, komisyon gerekli gördüğü durumlarda tâli komisyonlar kurmaya da yetkili olacaktı.2 Karma Komisyon’un ayrıca göçü denetlemek, mübadillere ait taşınır ve taşınmaz malların tasfiyesini gerçekleştirmek,3 taşınır mallara değer biçmek,4 bulunduğu ülkenin hükümetine bıraktığı mallara karşılık, borç tutarını gösteren bir belgeyi mübadile vermek5 gibi görevleri de bulunacaktı. Ayrıca sözleşme ile taraflarca komisyona avanslar suretiyle ödemelerde bulunulması,6 Karma Komisyon giderlerinin her iki hükümet

1 Mesut Çapa, “Lozan’da Öngörülen Türk Ahâli Mübâdelesinin Uygulanmasında Türkiye
Kızılay (Hilâl-i Ahmer) Cemiyeti’nin Katkıları”, Atatürk Yolu, Yıl: 1, sa. 2, Kasım 1988, s. 242.
2 Mübâdele Sözleşmesi, Md. 11, Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, 272.00.12/40.40.3;
Mehmed Esad Atuner, Mübâdeleye Dair Türkiye ve Yunanistan Arasında İmza Olunan
Mukavelenameler Muhtelit Mübâdele Komisyonu Kararları, Bitaraf Azaların Hakem Kararları, İstanbul 1932, s. 5. Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi bundan sonraki dipnotlarda BCA olarak gösterilecektir.
3 Mübâdele Sözleşmesi Md. 12, BCA, 272.00.12/40.40.3.
4 Mübâdele Sözleşmesi Md. 13, BCA, 272.00.12/40.40.3.
5 Mübâdele Sözleşmesi Md. 14, BCA, 272.00.12/40.40.3.
6 Mübâdele Sözleşmesi Md. 15, BCA, 272.00.12/40.40.3.

Erzincan Eğitim Fakültesi Dergisi Cilt: (8) Sayı: (1) Yıl:2006
109

(Türk ve Yunan) tarafından karşılanması7 kabul edilmişti. Diğer taraftan Karma Komisyon’un kararları bağlayıcı olup komisyon 20 Mayıs 1931 tarihindeki toplantısında aldığı 79 nolu karar ile verdiği kararların tekrar muhakeme edilemeyeceğini belirtmişti.8 Görüldüğü üzere kurulacak olan Karma Komisyon, mübâdelenin uygulanmasında çıkacak her türlü sorunun çözümünde9 Türk ve Yunan Hükümetleri adına hareket etmeye yetkili kılınmıştı.

2. Karma Komisyon Türk Heyeti

Karma Komisyon’un kurulması Mübâdele Sözleşmesi ile karar altına alındıktan sonra, Türkiye bu konudaki çalışmalarına hemen başlamış ve heyet üyelerini belirleme yoluna gitmiştir. İcra Vekilleri Heyeti, 17 Temmuz 1923 tarihli toplantısında Karma Komisyon’da Türkiye’yi temsil edecek olan delegelerin ve diğer görevlilerin durumunu görüşmüş ve bununla ilgili olarak birtakım temel ilkeleri belirlemiştir. Buna göre, Mübâdele işlerini tanzim etmek için, bir Karma Komisyon’un ve bu komisyonun göstereceği adette tâli komisyonların kurulması ve dört kişiden oluşacak olan Türk Heyeti’ne Sıhhiye ve Muavenet-i İçtimaîye, Dahiliye, Evkâf ve Maliye Vekâletleri’nden
birer kişinin seçilmesi ve refakâtlerine Adliye ve İktisat Vekâletleri’nden
birer müşavir tayin olunması kabul ediliyordu.10 Basında yer alan haberlerde ise; komisyon kararları çoğunluk esasına göre alınacağından tarafsız azaların oylarını “adil ve hak dairesinde” kullanabilmesi için Türk azaların dikkatli olmaları gerektiği, bu sebeple komisyona tayin olunacak azanın liyakât ve meziyet sahibi kişiler arasından seçilmesi lüzûmu önemle vurgulanmaktaydı.11

İcra vekilleri Heyeti’nin 8 Ağustos 1923 tarihli toplantısında Karma Komisyon’da yer alacak Türk aza meselesi yeniden ele alınmış ve Türk Heyeti’nin, Dr. Tevfik Rüştü (Aras) Beyin başkanlığında olmak üzere Dahiliye Vekâleti’nden Haydar Bey, Sıhhiye ve Muavenet-i İçtimaîye Vekâleti’nden sabık ve mülga Muhacirin Müdüriyet-i Umumisi Hamdi Bey, Maliye Vekâleti’nden Müfettiş İhsan Bey, Evkâf Vekâleti’nden Lozan Konferansı’nda evkâf işleriyle meşgûl olan Senüyiddin Bey ve Hariciye Vekâleti’nden Haydar Bey ve İktisat Vekâleti’nden Harun Beylerden oluşturulmasına karar

7 Mübâdele Sözleşmesi Md. 17, BCA, 272.00.12/40.40.3.
8 Atuner, Mübâdeleye Dair Türkiye ve Yunanistan Arasında, s. 160.
9 Mübâdele Sözleşmesi Md. 16, BCA, 272.00.12/40.40.3.
10 “30 Kanunusani 1923 Tarihinde Lozan’da Yunan Murahhasları ile Yapılan Mukavelenâme
Mucibince Tanzim Olunan Talimatnâmenin Mer’iyete Vaz’ı Hakkında Kararnâme”, Düstur,
3. Tertip, c. 4, İstanbul 1929, s. 135.
11 Vakit, 6 Ağustos 1339.

Erzincan Eğitim Fakültesi Dergisi Cilt: (8) Sayı: (1) Yıl:2006
110

verilmiş,12 ayrıca Heyet’de Hilâl-i Ahmer’i (Kızılay) temsilen Dr. Ömer Lütfi Bey’in de delege olarak bulunması kabul edilmişti.13 Türk Heyeti’nin 27 Eylül 1923’te kendi arasında yapmış olduğu toplantıda ayrıca, heyette ayrıca lüzûmu kadar kâtibin ve bir de basın memurunun bulunması kararlaştırılmış14 ve mülga Hariciye Nezareti Umûr-ı Siyasiye Müdürü Enis Bey, İran Sefareti Başkâtibi Reşat Nuri Bey, mülga Hariciye
Nezareti memurlarından İsmail Memduh Bey Heyet Kâtipliği’ne;15 Türkiye Büyük Millet Meclisi Kalem-i Mahsus Memuru Mustafa Bey Heyetin Şifre Memurluğu’na;16 daktilograf olarak Refet Bey, Tapu Memurluğu’na ise Balkan Harbi’nden önce Selanik Tapu Memurluğu’nda bulunmuş olan Osman Bey tayin edilmişlerdir.17 Bu arada Adliye Müşaviri olarak tayin edilmiş bulunan Kemal Atıf Bey istifa ettiğinden18 yerine Dersaadet Ticaret Mahkemesi azalarından Mehmet Ali Bey getirilmiştir.19

Karma Komisyon’un 7 Ekim 1923 tarihinden itibaren Atina’da çalışmalarına başlamasından sonra, Türk Heyeti Reisi Dr. Tevfik Rüştü Bey’den alınan 13 Ekim 1923 tarihli telgrafta, heyet içerisinde bir ajans muhabiri olmadığından ve Atina’da Vatan gazetesi muhabiri Lütfi Bey’den bu hususta istifade edilmek istenmiştir.20 21 Ekim 1923 tarihli başka bir telgrafta ise adliye müşavirine ait işler Senüyiddin Bey tarafından yerine getirildiği için bir müşavire ihtiyaç olmadığı belirtilmiştir. Karma Komisyon’un muhasebe işleri Fransızca yapıldığından ve henüz İstanbul’da bulunan Muhasib-i Mes’ul Hayri Beyin Fransızca bilmemesinden dolayı yerine Maliye
Müfettişi Matlauddin Bey’in tayini istenilerek, memur kadrosunun şimdilik yeterli olduğu, ihtiyaç duyulursa yeni memurların istenileceği bildirilmekteydi.21

12 BCA, 030.18.1/7.28.1; Anadolu’da Yenigün, 30 Ağustos 1339; Vakit, 30 Ağustos 1339.
13 Türkiye Hilâl-i Ahmer Cemiyeti Merkez-i Umumisi Tarafından Hilâl-i Ahmer Meclisi
Umumisi’ne Takdim Edilen (339-340) İki Senelik Döneme Ait Rapor, İstanbul 1341,
s. 13; Hakimiyet-i Milliye, 2 Teşrinievvel 1339; Mesut Çapa, “Mübâdele’de Kızılay (Hilâl-i Ahmer) Cemiyeti’nin Rolü”, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, sa. 10, Güz 2001, s. 29; Mehmet Çanlı, “Yunanistan’daki Türklerin Anadolu’ya Nakledilmesi”, Tarih ve Toplum, sa. 129, Eylül-Ekim 1994, s. 58.
14 Anadolu’da Yenigün, 28 Eylül 1339.
15 Vakit, 2 Teşrinievvel 1339.
16 BCA, 030.10.1/123.873.17.
17 Vatan, 2 Teşrinievvel 1339.
18 BCA, 030.10.1/123.873.17.
19 BCA, 030.10.1/121.864.11.
20 BCA, 030.10.1/121.864.7.
21 BCA, 030.10.1/121.864.11.

Erzincan Eğitim Fakültesi Dergisi Cilt: (8) Sayı: (1) Yıl:2006
111

3. Karma Komisyon’un Tarafsız ve Yunan Delegeleri

Türk Heyeti’nin İcra Vekilleri Heyeti’nin 8 Ağustos 1923 tarihli toplantısında
yukarıda belirtildiği şekilde tespit edilmesinden sonra, Türk Hükümeti komisyonun bir an önce faaliyete geçebilmesi için Cemiyet-i Akvam nezdinde gerekli girişimlerde bulunup, tarafsız ve Yunanlı azaların da kısa sürede belirlenmesini talep etti.22 Yunanistan Lozan Muahedesi’ni 6 Eylül 1923’te tasdik ettiğinden, Karma Komisyon azalarını henüz tespit etmemiş bulunuyordu.23

Eylül 1923 sonlarına doğru ise Karma Komisyon’da Cemiyet-i Akvam’ı temsil edecek olan tarafsız azanın bir İsveçli, bir İspanyol ve bir Danimarkalı üyeden ibaret olduğu Türk Hükümeti’ne tebliğ edildi.24 Cemiyet-i Akvam tarafından I. Dünya Savaşı’na katılmamış devletlerden belirlenen bu üyelerden birincisi, Rusya’da birçok muavenet işlerinde hizmette bulunmuş İsveç hariciye memurlarından Mr. Eric Einer Ekstrand, ikincisi Danimarka’nın önemli iş adamlarından Mr. Karl Marius Widding ve üçüncüsü İspanya Silâh Endaz Komutanı Don Manuel Manrique De Lara25 olarak belirlenmişti.26 Karma Komisyon’un Yunan azaları ise Mr. Jean Papas,27 Mr. Alexander Pallis, Mr. Ankonius Calvocoressi ve Mr. P. Canaginis’ten oluşmaktaydı.28

Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti, Yakın Doğu’da göç ve göçmen işlerinde önemli roller üstlenmişse de, Karma Komisyon’da Mübâdele Sözleşmesi gereğince aza bulunduramıyordu. Bununla birlikte Cemiyet-i Akvam tarafından komisyon çalışmalarında tecrübeli Amerikalı (ABD) me-

22 Vakit, 10 Eylül 1339; Anadolu’da Yenigün, 10 Eylül 1339.
23 Vakit, 17 Eylül 1339; Vatan, 24 Eylül 1339.
24 İstikbal, 20 Eylül 1339.
25“Ceneral De Lara, İspanya Bahriyesi Silâh Endâz Kıta’atı Kumandanlarından olup Fas
Muharebesi’nde temayüz etmiştir. Ceneral elli yaşlarında, kır bıyıklı, mütenasip vücutlu bir zattır” (Tevhid-i Efkâr, 3 Kanunusani 1340).
26 Akşam, 27 Eylül 1339.
27 “Mösyö Papa az bıyıklı, beyaz yüzlü ve kırk yaşlarında olup lisanımıza vakıftır. Son memurini olan Yunanistan’ın Tokyo Sefareti’nden evvel şehrimiz (İstanbul) sefareti müsteşarlığında bulunmuştur” (Tevhid-i Efkâr, 3 Kanunusani 1340).
28 Bkz. Selahattin Önder, Balkan Devletleriyle Türkiye Arasındaki Nüfus Mübâdeleleri
(1912-1930), Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü, Yayınlanmamış Doktora
Tezi, Eskişehir 1990, s. 114. Müstakil gazetesinde yer alan bir makalede Yunan Heyeti
üyelerinin seçme diplomat ve Yunanistan’ın en kurnaz adamlarından olduğundan bahisle,
bunlardan Mr. Papas’ın “en kuvvetli Türk düşmanı”, Mr. Pallis’in ise İstanbul’da Yunan Salib-i Ahmer başkanlığında bulunduğu dönemlerde Yunanistan’a muntazam raporlar
göndererek “casusluk vazifesinde muvaffak olduğu” ifade edilmekte idi. Bkz. Müstakil,
23 Mayıs 1340.

Erzincan Eğitim Fakültesi Dergisi Cilt: (8) Sayı: (1) Yıl:2006
112

murlardan da faydalanılması gereği Türk ve Yunan taraflarına tavsiye edilmiş, Türk ve Yunan Hükümetleri’de bu teklifi kabul etmiştir. Daha sonra Amerika Şark-i Kârip Muavenet Cemiyeti, komisyon işlerine yardımcı olmak amacıyla Mr. James Krutscher, Mr. Ray Davidson ve Mr. Cristopher’i tayin etmek arzusunda olduğunu Türk Hükümeti’ne bildirmiştir.29

Karma Komisyon üyelerinde 1933 yılına kadar ölüm, istifa gibi nedenlerlebirtakım değişiklikler görülmüştür. İki istifa ve bir ölüm nedeniyle tarafsız üyelerin üçü de komisyon çalışmalarını tamamlayamamıştır. Milletler Cemiyeti, Mr. Ekstrand’ın yerine 20 Mart 1926’da Norveçli Hans Holstad’ı, Mr. Widding’in istifası üzerine ise yerine 13 Mart 1928’de Senor Manuel de Rivas Vicuza Sperlier’i ve General Manrique de Lara ölünce 27 Şubat 1929’da yerine Danimarkalı Holger Anderson’u görevlendirmiştir.30
Yunanlı azalardan Calvocoressi’nin istifa etmesi üzerine yerine Yunan Hariciye Nezareti Cemiyet-i Akvam Şubesi Müdürü Subdas(?) tayin edilmiştir. Yunan Heyeti Reisliği’nde bulunmuş olan Meteksas’ın Yunan Hükümeti’nce Sofya’da görevlendirilmesinden sonra ise31 yerine Eksindaris atanmıştır.32 Ayrıca Ekim 1923’de Pallis istifa etmiş ve yerine Yunan müşavirlerinden Katinakis(?) atanmıştır. Yunan Başkâtipliği’ne ise Lefkoparadis getirilmiştir.33 Karma Komisyon başkanlığı tarafsız üyelerce dönüşümlü olarak yürütüldüğünden Mr. Ekstrand’ın başkanlığı 7 Ekim 1924’te sona ermiş ve General de Lara ikinci defa Komisyon başkanlığına gelmiştir.34
4. Karma Komisyon’un Bütçesi ve Harcamaları Mübâdele Sözleşmesi gereğince Karma Komisyon’a Türk ve Yunan Hükümetleri’nce avanslar ödenmesi35 ve Komisyon giderlerinin her iki hükümetçe karşılanması36 kabul edilmişti. Kayıtlardan anlaşıldığına göre Karma Komisyon’un üç tarafsız azasından her biri senelik 7.400 dolar maaş alacak ve bütün masrafları, Türk ve Yunan Hükümetleri’nce karşılanacaktı.37

13 Ekim 1923 tarihinde Türk Heyeti Reisi Dr. Tevfik Rüştü Bey’den alınan telgrafta, komisyonun üçüncü toplantısında, komisyon aza ve memur

29 Vakit, 1 Teşrinievvel 1339.
30 Önder, Balkan Devletleriyle Türkiye Arasındaki, s. 114-115.
31 Tanin, 19 Ağustos 1340.
32 Hakimiyet-i Milliye, 1 Teşrinievvel 1340.
33 Cumhuriyet, 17 Teşrinievvel 1340.
34 İleri, 17 Teşrinievvel 1340.
35 Mübâdele Sözleşmesi Md. 15, BCA, 272.00.12/40.40.3.
36 Mübâdele Sözleşmesi Md. 17, BCA, 272.00.12/40.40.3.
37 Vakit, 1 Teşrinievvel 1339.

Erzincan Eğitim Fakültesi Dergisi Cilt: (8) Sayı: (1) Yıl:2006
113

maaşlarının görüşüldüğü ve komisyonlar emrine hükümetleri tarafından verilecek
avanslar için şimdilik beşer bin sterlin tahsisinin kararlaştırıldığı bildirilmekteydi.

38 İcra Vekilleri Heyeti’nin 17 Ekim 1923 tarihli toplantısında ise 5.000 sterlinin Mübâdele, İmar ve İskân Vekâleti bütçesinden, yetmediği takdirde kalan kısmının Maliye Vekâleti’nce karşılanması kararlaştırılmıştır.
39 Komisyonun tarafsız azalarınca belirlenen bütçesi, Türk Hükümeti’nce 28 Mayıs 1924 tarihinde onaylanmıştır.40 Dönem reisi Ekstrand tarafından Başvekil İsmet Paşaya yazılan 7 Temmuz 1924 tarihli bir mektupta, 50 bin dolarlık bir tutarın komisyon emrine hazır bulundurulması ve bu miktardan 10 bin dolarlık kısmının acilen gönderilmesi talep edilmiştir. 31 Temmuz 1924 tarihli cevabî yazıda ise 50 bin doların karşılığı olan 98.375 liranın 50 bin liralık kısmının Osmanlı Bankası telgraf poliçesiyle, kalan 48.375 liranın ise posta ile Osmanlı Bankası vasıtasıyla gönderildiği bildirilmiştir.41

Resmî olmayan kaynaklardan Türk Heyeti Reisi Dr. Tevfik Rüştü Bey’in 125 ve diğer üyelerin 100 sterlin maaş aldıklarını öğrenmekteyiz.42 Türk Heyeti üye ve memurlarının ihtiyaçları için zaman zaman Türk Heyeti emrine yeni tahsisatlar verildiği de görülmektedir. Nitekim 14 Ekim 1923’te Tevfik Rüştü Bey’den alınan bir telgrafta, heyette bulunan delege ve memurların elbiseleri bulunmadığından delege ve müşavirlere otuz, kâtiplere yirmişer sterlin gönderilmesi talep edilmekteydi.43 Bu ve benzer taleplerin Türk Heyeti’nin harcamalarını artırdığı anlaşılmaktadır. Nitekim Mübâdele, İmar ve İskân Vekâleti’nce Heyet Reisi Tevfik Beye yazılan bir yazıda istihdam olunan memurların listesi ile harcamalara dair bir raporun istenildiği görülmektedir.

44 Karma Komisyon bütçesinin yıllara göre kaç liradan ibaret olduğu ve ne kadar avanslar verildiği, ayrıca Türk Heyeti azalarına 1933 yılına
38 BCA, 030.10.1/121.864.3.
39 BCA, 030.18.1/7.37.11.
40 BCA, 030.18.1/9.27.10.
41 BCA, 030.10.1/121.864.24.
42 Müstakil, 23 Mayıs 1340.
43 BCA, 030.10.1/121.864.5.
44 BCA, 030.10.1/121.864.17. Tevfik Rüştü Bey istenilen raporu Başvekâlete göndermiştir.

Başvekâletten Mübâdele, İmar ve İskân Vekâleti’ne yazılan bir yazıda ise, harcamaların gönderilen raporda belirtildiği üzere gerçekleşmediği bildirilmekte idi. Bkz. BCA, 030.10.1/121.864.17.

Erzincan Eğitim Fakültesi Dergisi Cilt: (8) Sayı: (1) Yıl:2006
114

kadar ne kadar miktar ödendiğine dair herhangi bir kayda rastlanılamamıştır.45

5. Karma Komisyon’un Faaliyetleri

Karma Komisyon’un Yunanistan’daki ilk toplantı tarihi 3 Ekim 1923 olarak belirlendiği için, Türk Heyeti Selanik’e hareket etmek üzere son hazırlıklarını tamamlamaya çalışmaktaydı.46 Delegelerden Senüyiddin ve İhsan Bey İstanbul’da bulunmakta; Haydar Bey, Ankara’dan İstanbul’a hareket etmek üzereydi. Heyet Reisi Tevfik Rüştü Bey ise daha sonra hareket edecek, kâtip ve diğer memurlar da heyete katılacaklardı.47

Ankara’dan hareketle İstanbul’a gelen Haydar Bey, gazetecilere verdiği beyanatta, Cemiyet-i Akvam’ca komisyon teşkilinin kendilerine geç haber verildiği ve bu sebeple hazırlıkların 3 Ekim 1923 tarihine kadar tamamlanamayacağı, bundan dolayı da toplantı tarihinin telgrafla 7 Ekim 1923 tarihine ertelenmesinin teklif edildiğini bildirmekteydi.48 İstanbul’a gelen Heyet Reisi Tevfik Rüştü Bey ise “İslâmların mübâdele dakikasına kadar Lozan Muahedenâmesi’nde musarrah haklarından istifade edebilmelerini temin için elinden gelen gayreti göstereceğini”49 söylemekteydi. Tevfik Rüştü Bey ve heyeti daha sonra Konvansiyonel Treniyle Edirne üzerinden Selanik’e hareket etmiş,50 heyette yer alan kâtiplerden Refet, Reşat Nuri ve Enis
Beyler ise daha sonra posta treniyle heyete katılmak üzere yola çıkmışlardır.
51 Türk Heyeti’nde Hilâl-i Ahmer Cemiyeti’nin temsilcisi olarak yer alması
kararlaştırılan Dr. Ömer Lütfi Bey ise kâtibi Cevdet Bey ile birlikte hareket etmiştir.52

Bu arada Türk Heyeti’nin Selanik’e hareketinden habersiz bulunan tarafsız azalardan Mr. Widding ve Mr. De Lara Türk Heyeti’ne katılmak ve 3 Ekim 1923’te Selanik’te yapılacak toplantı hakkında fikir alış verişinde bulunmak üzere İstanbul’a gelmişlerdi. Tarafsız azalar İstanbul’da bulundukları süre içerisinde Danimarka ve İspanya Sefaretleri ve ayrıca Türk Hükümeti’nin İstanbul temsilcisi Dr. Adnan Bey ile temaslarda bulunmuşlardır.45

Basına yansıyan haberlerde Karma Komisyon Türk Heyeti’nin harcamalarının çok sık eleştirilere maruz kaldığı görülmektedir. Bu eleştiriler vekâletin kaldırılması gündeme geldiğinde daha da artacaktır.

46 Açıksöz, 26 Eylül 1339.
47 Hakimiyet-i Milliye, 28 Eylül 1339.
48 Vatan, 30 Eylül 1339.
49 Vatan, 1 Teşrinievvel 1339.
50 Anadolu’da Yenigün, 4 Teşrinievvel 1339.
51 Akşam, 4 Teşrinievvel 1339.
52 Osmanlı Hilâl-i Ahmer Mecmuası, 15 Ekim 1339, No: 26, s. 385.

Erzincan Eğitim Fakültesi Dergisi Cilt: (8) Sayı: (1) Yıl:2006
115

Mr. Widding, komisyonun yapacağı çalışmalara dair gazetecilere şu beyanatta bulunmuştur:

“Mübâdele-i ahâli gayet mühim bir iştir. Cemiyet-i Akvam’da bu işe lâyık olduğu derecede ehemmiyet atfetmektedir. Binaenaleyh biz tarafsızlar hüsn-i niyetten ayrılmayarak bu mühim meselede gerek Türk ve gerek Rumlar’a muavenet etmek ve her iki
tarafın refah ve saadetine hidmet edebilmek ümidiyle işe başlayacağız. Derûhte ettiğimiz vazife-i insaniyetin Türk ve Yunan murahhaslarının yardımıyla bir kat daha suhûlet kesbedeceğine eminim”.53

Tarafsız azalar daha sonra Selanik’e hareket etmiştir.54 Gerek tarafsız gerekse Türk ve Yunan azaların Atina’da bir araya gelmesinden sonra Türk Heyeti Reisi Tevfik Rüştü Bey, Elefteros Logos gazetesine verdiği beyanatta “mübâdele işlerini samimi surette görmek için Ankara’dan emirler aldığını”55 söylemiş, Türk Heyeti daha sonra Arkadion Oteli’ndeki ilk toplantıya katılmıştır.56 Toplantıda komisyonun çalışma merkezinin neresi olacağı meselesi tartışma konusu olmuştur. Gerçekte komisyonun çalışma merkezi önce Selanik olarak belirlenmesine rağmen, Yunan Heyeti görüşmelerin Atina’da olmasını, Türk Heyeti ise Selanik’te yapılmasını talep etmekteydi.57 Toplantı neticesinde komisyon’un çalışma merkezinin Atina olması kararlaştırılmıştır.
Böylece Yunan azaları, Yunanlıların şimdiye kadar yaptıkları mezalimi Türk ve tarafsız delegelerden gizlemek ve yapılacak şikâyet ve müracaatlarla ilgili olarak Selanik’te resmî bir makam bulundurmamak ve mezalime devam edilmesini sağlamak fırsatını ele geçirmiş oldular.58 Makedonya Müslümanları tarafından kaleme alınan ve Karma Komisyon Reisi General De Lara’ya Fransızca ve Türk Heyeti Reisi Tevfik Rüştü Beye Türkçe olarak gönderilen bir muhtırada, Yunan mezalimi ve baskısı şu şekilde ifade olunmaktaydı:

53 Vatan, 4 Teşrinievvel 1339.
54 Anadolu’da Yenigün, 4 Teşrinievvel 1339.
55 Hakimiyet-i Milliye, 8 Teşrinievvel 1339; Anadolu’da Yenigün, 8 Teşrinievvel 1339.
56 Basına yansıyan haberlere göre Karma Komisyon Selanik’e geçecek ve Talî Komisyonlar’ın teşkilinden sonra İstanbul’a dönecekti. Bkz. Açıksöz, 9 Teşrinievvel 1339; Hakimiyet-i Milliye, 9 Teşrinievvel 1339; Vakit, 9 Teşrinievvel 1339; Vatan, 9 Teşrinievvel 1339.
57 Vatan, 10 Teşrinievvel 1339; Vakit, 10 Teşrinievvel 1339; Hakimiyet-i Milliye, 11 Teşrinievvel 1339; Anadolu’da Yenigün, 11 Teşrinievvel 1339; Açıksöz, 11 Teşrinievvel 1339.
58 Vatan, 11 Teşrinievvel 1339. Heyet Reisi Tevfik Rüştü Bey, komisyonun Selanik’te çalışması halinde Yunan Hükümeti namına bir vali-i umumî ile temas etmek mecburiyetinde kalınacağından bahsederek bunun da işlerin yavaş yürümesine sebebiyet vereceğini belirtmekteydi. Bkz. Hakimiyet-i Milliye, 10 Teşrinievvel 1339. Başvekil İsmet Paşa ise 10 Kasım 1923’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapmış olduğu konuşmada, “komisyon görevlerini ciddi ve amelî bir surette yaptıktan sonra görüşmelerin Atina ya da Selanik’te olmasının o kadar önemli olmadığını” söylemekteydi. Bkz. İsmet İnönü’nün TBMM’deki Konuşmaları (1920-1973), Ankara 1992, s. 146.

Erzincan Eğitim Fakültesi Dergisi Cilt: (8) Sayı: (1) Yıl:2006
116

“Bir seneden beri ahâli-i İslâmiyyenin emval ve zehair ve hayvanatı hükümet tarafından müsadere olunmuş ve bundan cesaret alınarak muhacirlere köylerde yapmadıkları mezalim kalmamıştır. Hiç olmazsa Mübâdele İtilâfnâmesi’nin imzasından sonra bu ahvale nihayet verilmesi lâzım gelirken müsaderat daha şiddetle hüküm ferma
olmuştur. Sekiz aydan beri mübâdelenin icrasına dört gözle muntazır idik. Maat-teessüf emval ve hayvanat ve zehairimizin müsaderesine devam edilmiştir. Ezcümle mübâdele heyetinin gelmesi yaklaşınca hatta geldiğinizden sonra da elyevm gâyr-i kâbil tahammül ve tarif-i umumî ve sarih bir müsadere devresi başlamıştır. Mübâdele Mukavelenâmesi’nin 8, 10, 14, 15 ve 16’ncı maddeleri nazar-ı itibara alınmayarak emvalimiz alındığı ve alınmakta olduğu gibi emlâkimizin icarlarına, iratlarına da vaz-ı yed olunmuştur. Bu ahval karşısında bize burada hakkı hayat kalmamıştır. Bundan dolayı hükümet nezdinde teşebbüsat-ı seri’ada bulunulmasını rica ediyor ve her türlü hukuk-ı kanuniye ve hayatiyemizin muhafazasını hakşinaslığınıza istinaden temenni ederiz”.59

Bu tür şikayetlerin artması üzerine Türk Heyeti durumu yerinde görmek maksadıyla Selanik’e gitmiştir. Tevfik Rüştü Bey, mübadillerin şikayetlerini dinlemiş ve onlara “mübâdelenin iki senede biteceğini, işleriyle güçleriyle meşgûl olmalarını, acele etmemelerini”60 söylemiş, ayrıca Selânik’te Müslümanlara uygulanan tazyikattan dolayı Yunan Başvekili Kafandaris ile görüşmelerde bulunarak gerekli önlemlerin alınmasını ve Selanik Valisi Lamsros’un değiştirilmesini talep etmiştir.61

Bu arada Komisyon çalışmalarını daha sistemli hale getirmek maksadıyla Karma Komisyon içerisinde birtakım alt komisyonlar oluşturmuştur. Bu alt komisyonlar ahâlinin mübâdelesi, emlâk, emval ve eşyanın tasfiyesi muamelâtı, Türkiye ve Yunanistan’dan altın ihracına dair hükümetlerce ilân edilen kanunların tetkiki ve mübâdeleye tatbiki meseleleriyle ayrı ayrı ilgilenecekti.

Birinci ve ikinci alt komisyonların reisi Mr. Widding olup, birinci komisyonda aza olarak Türk delegesi Hamdi Bey ve Yunan delegesi Kakfakitis(?); ikinci alt komisyonda ise Türk delegesi İhsan Bey ve Yunanlı Pallis bulunmaktaydı. Üçüncü komisyon reisi ise İsveçli tarafsız aza olup, aza olarak Senüyiddin Bey ve Calvocoressi yer almaktaydı.62 Birinci alt komisyon bütün Makedonya’yı dolaşarak Müslümanların durumunu tetkik edecek, ikinci komisyon ise Müslümanlara uygulanan mezalimi, müsadere

59 Vatan, 17 Teşrinievvel 1339.
60 Vakit, 29 Teşrinievvel 1339.
61 BCA, 030.10.1/121.864.23.
62 Vatan, 17 Teşrinievvel 1339.

Erzincan Eğitim Fakültesi Dergisi Cilt: (8) Sayı: (1) Yıl:2006
117

edilen emlâk ve emvalin iadesi, evlerinden çıkarılanların tekrar buralara yerleştirilmeleri meseleleriyle ilgilenecekti.63

Komisyonun altıncı toplantısında Tevfik Rüştü Bey, 1912 senesinden sonra Yunanistan’ı terk etmiş olan Türklerin emlâk ve arazilerinin durumunu gündeme getirmiştir. Bu gibi emlâk ve araziler Yunan Hükümeti tarafından kiraya verildiğinden ya da sahipleri bulunamadığından dolayı müsadere edilmiş bulunduğundan derhal sahiplerine iade ve tazmini istenilmiş, ayrıca “Türkiye’de de bu tür şeyler olmuşsa Türk Hükümeti’nin de bunları sahiplerine iade edeceğini” ilâve edilmiştir. Tarafsız aza Mr. Widding ve General De Lara Türk Heyeti’nin görüşünü tasvip etmiştir.64

Ayrıca Komisyon’un sonraki toplantılarında: Mübadillerin nakillerine başlanarak ilk kafilenin yola çıkarılması, muhacirlerin eşya ve emval-i menkûlelerini kontrolsüz olarak beraberlerinde götürebilmeleri, mübadillerden hiç bir vergi alınmaması,65 iki ülke hapishanelerinde bulunan tutukluların derhal serbest bırakılmaları, mübâdeleye tâbi olanların askere alınmamaları ve askerde bulunanların terhis edilmeleri;66 Tevfik Rüştü Bey ile Yunan Heyeti Reisi Eksindaris arasındaki ikili görüşmeler sonucunda ise İstanbul’dan Türk pasaportuyla ayrılan Rumların İstanbul’a geri dönebilmeleri, pasaportsuz olarak gidenlerin ise geri dönmelerine izin verilmeyip, sadece mallarının iadesi kararlaştırılmıştır.67

Komisyonda yer alan Türk ve Yunan üyeleri arasında yaşanan belki de en büyük sorun sözleşmenin ikinci maddesinin uygulanmasında çıkmıştır. İstanbul Rumları ile Batı Trakya Türklerini mübâdeleden muaf tutan ikinci maddenin, 68 İstanbul'da mümkün olduğu kadar fazla sayıda Rum bırakmak isteyen

63 Vatan, 13 Kanunusani 1339.
64 BCA, 030.10.1/123.875.6. Tevfik Rüştü Bey Yunanistan’daki Türk emlâki meselesini daha sonra Yunan Başvekili Kafandaris ile de görüşmüş, bu görüşmede Yunan Başvekili gerekli emirlerin verildiğini ifade etmiştir. Yunan Heyeti Reisi Papas ise malları müsadereye uğrayanların bir listesinin kendilerine verilmesini isteyerek, bu konuda gerekli tedbirlerin alınacağı taahhüdünde bulunmuştur. Bkz. BCA, 030.10.1/121.864.23.
65 Vakit, 20 Teşrinisani 1339.
66 Ahenk, 28 Teşrinisani 1339.
67 Vatan, 19 Şubat 1340.
68 Bahse konu ikinci madde şu şekildedir: “2. Birinci maddede musarrah olan mübâdele atideki ahâliye şamil değildir: A. Dersaadet Rum ahâlisi; B. Garbî Trakya’nın Müslüman ahâlisi. Dersaadet’in Rum ahâlisi addedilecekler 1912 kanunu mucibince tahdit edilmiş bulunan Dersaadet Şehremaneti havzasında 30 Teşrinievvel 1918 tarihinden mukaddem sakin bulunmuş olan bilcümle Rumlardır.Garbî Trakya’nın Müslüman ahâlisi addedilecekler,

Erzincan Eğitim Fakültesi Dergisi Cilt: (8) Sayı: (1) Yıl:2006
118

Yunan Hükümeti tarafından farklı biçimde yorumlanması, krizin büyümesine neden olmuştur. Muhtelit Mübâdele Komisyonu’nca çözümlenemeyen bu mesele, daha sonra Milletler Cemiyeti'nin kararı ile Milletlerarası Daimî Adâlet Dîvânı'na götürülmüştür. Adalet Divanı’nın 21 şubat 1925 tarihinde aldığı kararlar69 taraflar arasındaki anlaşmazlığı çözümleyememiştir. Yunanistan’ın, Batı Trakya'daki Türklerin mallarına el koyması, buralara Türkiye'den giden Rumları yerleştirmesi ve Batı Trakya’daki Türkleri sindirmeye yönelik hareketleri üzerine, Türkiye de İstanbul'daki Rumların mallarına el koymuştur. Bütün bu gelişmeler üzerine 1 Aralık 1926 tarihinde Türk ve Yunan Hükümetleri arasında imzalanan Atina Antlaşması ile problem yeniden ele alınmış,70 ancak, Türk tarafının iyi niyetli yaklaşımlarına rağmen mesele çözümlenemeyerek 1930 yılına kadar sürüncemede kalmıştır. Nihayet taraflar 10 Haziran 1930 tarihinde imzaladıkları yeni antlaşma ile meseleyi çözümlemiş,71 bu tarih aynı zamanda Türk-Yunan ilişkilerinde yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur.72

Böylece Muhtelit Mübâdele Komisyonu, 10 Haziran 1930 tarihli ve öncesinde imzalanmış antlaşmalar çerçevesinde meseleyi halletmiştir. Komisyon bütün bunlardan başka 9 Mayıs 1924 tarihli 22 nolu toplantısında yabancı ülkelerde ikamet etmekte olan mübadiller; 31 Mart 1927 tarihli ve 35 nolu toplantısında Lozan Antlaşması'nda zikredilen Rum Ortodoks dini ifadesinden ne anlaşılması gerektiği; 12 Eylül 1928 tarih ve 49 nolu toplantısında veraset ve 2 şubat 1931 tarih ve 75 nolu toplantısında ise mübadillere intikal eden gayr-i mübadillerin mirası konularına açıklık getirmiştir.73

6. Tâli Komisyonlar

Karma Komisyon, Müslümanların hayat ve mallarının muhafazasını temin ile nakillerine nezaret etmek üzere birtakım tâli komisyonlar da oluşturmuştur.74 Karma Komisyon’un beşinci toplantısında kurulması kararlaştırılan tâli komisyonların,75 biri Türk, biri Rum ve reisi de tarafsız azadan ol-

Bükreş Muahedesiyle 1913’te tayin edilen hattı hududun şarkındaki havalide mütemekkin
bilcümle Müslümanlardır” (BCA, 272.00.12/40.40.3).

69 Kararlarla ilgili olarak bkz. Mehmet Gönlübol ve Diğerleri, Olaylarla Türk Dış Politikası (1919-1973), c. I, Ankara 1983, s. 66.
70 Atina Anlaşması kararları için bkz. Atuner, Mübâdeleye Dair Türkiye ve Yunanistan
Arasında, s. 12.
71 Anlaşmanın maddeleri için bkz. Atuner, Mübâdeleye Dair Türkiye ve Yunanistan Arasında, s. 25-32.
72 Fahir Armaoğlu, 20. Yüzyıl Siyasî Tarihi (1914-1990), Ankara 1986, s. 326.
73 Atuner, Mübâdeleye Dair Türkiye ve Yunanistan Arasında, s. 138-160.
74 Vatan, 17 Teşrinievvel 1339.
75 BCA, 030.10.1/123.874.10.

Erzincan Eğitim Fakültesi Dergisi Cilt: (8) Sayı: (1) Yıl:2006
119

mak üzere üç kişiden ibaret olması kararlaştırılmıştır.76 Tâli komisyonların
sayısı beş adet olup şu şekilde teşkil edilmiştir:77

Komisyonun Adı Tarafsız Aza Türk Aza Yunanlı Aza
I. Selânik Tâli Komisyonu Heg Mustafa Arif Bey Anastas
II. Kandiye Tâli Komisyonu Duhaller Reşad Nuri Bey Andriyas
III. Hanya Tâli Komisyonu Filip Ali Bey Antuan
IV. Drama Tâli Komisyonu William Aziz Bey Nicolas
V. Kavala Tâli Komsiyonu Cristian Hüseyin Bey Sorandi

Bunlardan başka Kozana, Kayalar ve Komotin’de üç tâli komisyon daha teşkil edilmiştir. Kozana ve Kayalar’daki tâli komisyonlar Hollandalı Fon Ostwen ile Baron Lenden’in başkanlığı altında bulunmaktaydı.78 Yunan Heyeti’nin teklifi üzerine ayrıca İstanbul, İzmir, Mersin, Samsun ve Şarkî Trakya’da da Rumların sevklerine nezaret etmek üzere birer tâli komisyon oluşturulması kabul edilmiştir.79 Türkiye’de teşkil edilen komisyonlardan en önemlisi, İstanbul Tâli Komisyonu olup İsveçli Kilza’nın(?) başkanlığında bulunmaktaydı.80 İstanbul Tâli Komisyonu çalışmalarını Tokatlıyan Oteli’nde sürdürmüştür. Bu komisyon İstanbul’dan gitmiş olan Rumlar’a ait emlâkin kıymetini ve İstanbul’dan gidecek olan Rumların miktarını tespit işi ile
meşgûl olacak81 ve ayrıca Mayıs 1924 tarihinden itibaren Çatalca Rumları’nın
sevklerine nezaret edecekti.82 İstanbul Tâli Komisyonu’ndaki Türk aza ise sabık Bükreş Sefareti Müsteşarı Esad Cemal Bey idi.83

İsveçli Chahmepa’nın başkanlığında bulunan Samsun’daki tâli komisyon Kastamonu, Samsun, Trabzon ile Erzurum ve Sivas vilayetleri Rumları’nın sevklerine nezaret edecekti. Mersin’de Danimarkalı Alfabro’nun başkanlığındaki komisyon ise Niğde, Kayseri, Konya ve İzmir’de bulunan Rumların sevkleriyle meşgûl olacaktı.84 Temmuz 1924’te Niğde ve havalisine mübadil Rumlarla ilgilenmek üzere Ali Haydar Bey ile Yunanlı aza Mavridis gönderilmiştir.

Yozgat Tâli Komisyonu’na Yunan aza olarak Filipotis tayin edilmiş,

76 Vatan, 3 Teşrinievvel 1339.
77 Hakimiyet-i Milliye, 30 Teşrinisani 1339; Vatan, 30 Teşrinisani 1339; Vakit, 30 Teşrinisani
1339; Anadolu’da Yenigün, 24 Teşrinievvel 1339.
78 Vakit, 25 Kanunusani 1340.
79 Vatan, 20 Teşrinisani 1339.
80 Vakit, 25 Kanunusani 1340.
81 Vatan, 22 Kanunuevvel 1339.
82 Vakit, 25 Kanunusani 1340.
83 Vatan, 22 Kanunuevvel 1339.
84 Vakit, 25 Kanunusani 1340.

Erzincan Eğitim Fakültesi Dergisi Cilt: (8) Sayı: (1) Yıl:2006
120

komisyona çalışma yeri olarak Maliye Mektebi tahsis olunmuştur.85 Yozgat Tâli Komisyonu, ayrıca Keskin Rumları’nın sevk işlemleriyle de ilgilenecekti.86 1924 yılı sonlarında mübadillerin nakilleri büyük ölçüde tamamlanmış olduğundan Kavala, Drama, Kozana ve Kayalar Tâli Komisyonları kaldırılmıştır.

Selanik ve Epir’deki Tâli Komisyonlar ise bir müddet daha faaliyetlerine
devam etmişlerdir.87

SONUÇ

30 Ocak 1923 tarihinde imzalanmış olan “Türk ve Rum Ahâlinin Mübâdelesine Dair Sözleşme ve protokol” ün uygulanması, Yunanistan’dan nakledilecek Türklerden ilk kafilenin 1923 yılı Kasım ayı sonlarında Türkiye’ye hareket etmesiyle başlamış ve mübâdelenin tamamlanması, taraflar arasında yaşanan bir takım sorunlardan dolayı 1930 yılına kadar devam etmiştir. Muhtelit Mübâdele Komisyonu, bu süreç içerisinde, üzerine düşen görevleri mümkün olduğunca yerine getirmeye çalışmıştır. Bununla birlikte zaman zaman komisyonun çalışmalarını çeşitli nedenlerle yerine getiremediği de görülmektedir.

Bunun nedenleri arasında komisyon üyeleri arasındaki uyuşmazlıklar, özellikle Yunanlı delegelerin Lozan’da konu ile ilgili alınan kararları ihlâle yönelik çabaları
ve uzlaşmaz tutumları dikkat çekmektedir. Meselâ İstanbul Rumlarından anlaşılması gerekenlerin kimler olduğu sözleşmenin ikinci maddesinde açıkça belirtilmesine rağmen, Yunan Hükümeti’nin bunu kendi menfaatlerine uygun olarak yorumlamasından dolayı, komisyonun meseleyi çözümleyememesi, devletler düzeyinde halledilemeyen bu problemin (établis) Adalet Divanı’na kadar götürülmesi ve son olarak 1930 tarihinde Türk ve Yunan Hükümetleri arasında imzalanan anlaşma ile neticelendirilmesi buna örnek olarak gösterilebilir.

Diğer taraftan başlangıçta tespit edilen Türk, Yunan ve tarafsız üyelerin
ölüm, istifa vb. nedenlerle mübâdele nihayetine kadar görevlerine devam edememeleri
de komisyonun uyumlu bir şekilde çalışmasına engel teşkil etmiştir.

Karma Komisyon son olarak 1934 yılına kadar görevini sürdürmüş, 9 Aralık 1933 tarihli “Türk-Rum Ahâli Mübâdelesi Muhtelit Komisyonu’nun İlgâsına Dair Ankara Mukavelenâmesi” ile kaldırılmıştır.88

85 Vatan, 23 Haziran 1340.
86 Keskin, 1 Eylül 1340.
87 Cumhuriyet, 17 Teşrinievvel 1340.
88 Düstur, 3. Tertip, c. 15, (ty), s. 85; Atuner, Mübâdeleye Dair Türkiye ve Yunanistan Arasında, s. 34.

KAYNAK: http://www.erzincan.edu.tr/birimler/egitim/userfiles/eefdergi/8_1/8_1_8_celebi_107-120.pdf

Karma Komisyonun kuruluş ve çalışma şeklini belirten ilgili maddeler

https://www.abttf.org/html/index.php?link=detay&id=57&arsiv=1&typ=1

Karma Komisyonun kuruluş ve çalışma şeklini belirten ilgili maddeler
Madde 11

İşbu mukavelenamenin mevkı-i meriyete vaz'ından itibaren bir aylık bir mühlet zarfında tarafeyn-i aliyeyn-i akkıdeynden herbiri için dört ve Cemiyet-i Akvam Meclisi tarafından 1914-1918 Harbine iştirak etmemiş olan hükumât tebası arasından intihab edilmiş üç azadan mürekkep, Türkiye'de veya Yunanistan'da mukim muhtelit bir komisyon teşkil olunacaktır.Komisyon riyaseti işbu üç bitaraf azanın herbiri tarafından münavebeten deruhte edilecektir.

Muhtelit Komisyon kendisine lazım görünecek mahallerde herbiri bir Türk, bir Yunanlı aza ile Muhtelit Komisyon tarafından tayin edilecek bitaraf bir reisten mürekkep, kendi emri altında çalışacak tali komisyonlar teşkil etmek hakkına malik olacaktır. Muhtelit Komisyon tali komisyonlara verilecek salahiyetleri tayin edecektir.

Madde 12

Muhtelit Komisyon İşbu mukavelede mezkur muhacereti teftiş ve teshil ve dokuzuncu ve onuncu maddelerde mezkur emval-i menkule ve gayr-i menkule'nin tasfiyesine tevessül vazıfesiyle mükellef olacaktır.

Mezkur Komisyon muhaceretin ve maruzzikr tasfiyenin eşkalini tesbit edecektir.

Umumi bir surette Muhtelit Komisyon işbu mukavelenamenin icrasının iltizam edeceği tedabiri ittihaz ve işbu mukavrlenamenin tevlid edeceği bilcümle mesailde karar vermek hususlarında ?f??5?A bütün salahiyetleri haiz olacaktır. Muhtelit Komisyon'un mukarraratı ekseriyet-i ara ile ittihaz olunacaktır.

Tasfiye edilecek emval, hukuk ve menafie müteallık bilcümle itirazat Komisyon tarafından suret-i katiyede haledilecektir. Ancak sözleşmenin komisyon tarafından uygulanmaya başlanması ve mübadele işlerinin ele alınması ile birlikte ''etabli'' (yerleşmiş) deyiminin kapsamı konusunda Türk ve Yunan temsilcileri arasında, deyimin yorumlanması bakımından, görüş ayrılığı çıktı. Türkiye'ye göre, ''établi'' deyiminin manası Türk kanunlarına göre tayin edilecekti. İstanbul'da mümkün olduğu kadar fazla sayıda Rum bırakmak isteyen Yunanistan ise, her ne suretle olursa olsun, 30 Ekim 1918'den önce İstanbul'da bulunan her Rum'un ''établi'' sayılması gerekeceğini ileri sürdü. Bu görüş ayrılığından doğan anlaşmazlık Milletler Cemiyeti'ne havale edildi ve o da, meselenin hukuki niteliği dolayısıyle Milletlerarası Daimi Adalet Divanı'ndan ''istişari mütalaa'' istedi. Divan'ın Şubat 1925'te yaptığı yorum, anlaşmazlığı çözümleyemedi.

Yunanistan, Türkiye sınırına yakın bir bölgede önemli sayıda bir Türk toplumunun yaşamasından rahatsızlık duyduğundan, anlaşmalara aykırı olarak, Batı Trakya'ya Rum göçmen yerleştirmek suretiyle ''Helenleştirme''ye çalışmıştır. Bulgaristan ve Türkiye'den Rumların gelmesinden sonra Batı Trakya'daki Rum nüfusu artmış, Lozan'ın ertesinde, 1924 senesinde 189.?f??5?A 000 kişiye,yani bölge nüfusunun yüzde 62.1'ine ulaşmıştır. 1928 nüfus sayımı, Batı Trakya'nın 303.171 olan nüfusunun 107.607'sinin göçmen olduğunu göstermektedir. Bu durumla meydana getirilen oldu-bittiler, mübadele sözleşmesinin özellikle mülkiyetlerle ilgili hukümlerini etkisiz bırakmıştır. Batı Trakya'ya yerleştirilen Rumlar Türklerin ev ve arazilerini işgal etmişlerdir. Bu gelişmeler iki ülke arasındaki gerginliği arttırmıştır. Bunun üzerine her iki taraf ta işi siyasi bir anlaşma ile çözümleme yoluna gitti ve Atina'da toplanan iki ülke temsilcileri 1 Aralık'ta, ''Atina İtilafnamesi''ni imzaladı.

Atina anlaşmasının 9. maddesine göre Batı Trakya'daki mülkler bir ay içinde sahiplerine geri verilecektir. 10. maddeye göre, Lozan Antlaşması'nın yürürlüğe girmesinden önce veya sonra Batı Trakya'daki Müslüman mülkleri ile ilgili olarak alınmış bütün ''istisnai'' karar ve tedbirlerin kaldırılması öngörülmekte, 11. madde ise kamulaştırılan malların geri verilmesi hükmünü getirmektedir. Bu anlaşma ile ahali mübadelesinin bir çok meseleleri çözümleniyordu.Fakat bunun uygulanması ve yürütülmesi de kolay olmadı. Yine bir takım anlaşmazlıklar çıktı. Türk Yunan münasebetleri gerginleşti. Özellikle denizde karşılıklı bir silahlanma yarışı başladı.1928'de tekrar iktidara geçen Venizelos'un, bu gerginliğin Yunanistan'a vereceği siyasi ve ekonomik zararları gözönüne almasıyle tutumlarını yumuşatmaları üzerine, Ankara da dostluk y?f??5?A anlısı bir tavır takınmış ve bu kötü gidiş sona ermiştir. Bunun üzerine, mübadeleden kaynaklanan sorunların kesin bir çözüme ulaşması için 10 Haziran 1930 tarihinde ''Ankara Mukavelenamesi'' imzalanmıştır. Bu Anlaşma ile, yerleşme tarihleri ve doğum yerleri ne olursa olsun, Batı Trakya Türkleri ile İstanbul Rumlarının hepsi ''etabli'' deyiminin kapsamı içine alındı. Ayrıca her iki ülkenin azınlıklarına ait mallar konusunda birçok düzenlemeler yapıldı. İki ülke arasında devam eden anlaşmazlık sona erdi.

Anlaşmanın VI. Bölümü ''Batı Trakya Müslümanlarının Malları'' ile ilgilidir.14.madde, şu anda Batı Trakya'da bulunan bütün Müslüman Yunan vatandaşlarına, doğum yerleri ve bölgeye geliş tarihleri ne olursa olsun, ''etabli'' sıfatını tanımaktadır.15. madde, yapılmış olan sözleşme ve anlaşmalarla ''etabli''lere tanınmış olan hakların kullanılmasını engellemiş olan bütün tedbirlerin kalkacağı hükmünü getirmektedir. Bu haklar arasında özellikle arazi alma ve satma da sayılmıştır.

MÜBADİLLERİN YUNANİSTAN’DAKİ MAL KAYITLARI VE MUHTELİT MÜBADELE KOMİSYONU TASFİYE TALEPNAMELERİ


ÇTTAD, V/12, (2006/Bahar), s.s. 35–46

MÜBADİLLERİN YUNANİSTAN’DAKİ MAL KAYITLARI VE MUHTELİT MÜBADELE KOMİSYONU TASFİYE TALEPNAMELERİ

Ercan ÇELEBİ*

Özet

30 Ocak 1923 tarihli Mübadele Sözleşmesi gereğince Türkiye’ye gelen ve iskân edilen mübadillerden tarımla uğraşanlarına arazi, bağ, bahçe, zeytinlik ve birtakım meyve ağaçları ile sanatkâr olanlarına dükkân, mağaza, imalâthane ve fabrika gibi üretim araçlarının verildiği ve mübadillerin çift hayvanı, tohumluk, ziraat araç-gereçleri ve çeşitli donatım malzemeleri ve kredilerle desteklendiği bilinmektedir. Bununla birlikte bütün bu üretim araçlarının mübadillere ne miktarda verileceği konusunun belirlenebilmesi için, mübadillerin Türkiye’ye gelmeden önce, Yunanistan’da bulunan mallarını kaydettirmesi ve buna dair bir mal bildirim belgesini tanzim ettirmiş olması gerekmekteydi. Bu çalışmada mübadillerin terk edeceği ya da yanlarında götürebileceği mallarla ilgili kurallar ile bu malların tasfiyesi ve kıymetlerinin belirlenmesine dair temel ilkelerin neler olduğu konusunda tespitlerde bulunulmaya çalışılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Lozan, Mübadele, Muhtelit Mübadele Komisyonu (Karma Komisyon), Tasfiye Talepnameleri.

THE REFUGEES’ PROPERTY RECORDS IN GREECE AND VARIOUS CLEARANCE DOCUMENTS OF THE MIXED EXCHANGE COMMISSION

Abstract

Regarding to the agreement signed on 30th January, 1923 the immigrants who arrived to Turkey were given fields, gardens, olive gardens, fruit trees, shops, stores, work-shops and factory according to their occupations. These people were also supported with credits, agricultural materials, farm animals and other necessary stuff. To determine how much they were supported with these necessary materials, they had to fill in a form to declare their property in Greece before arriving to Turkey. In this study it is tried to determine the prices, rules and clearance of the properties which the immigrants had in Greece.
Key words: Lossanne, Exchange, Mixed Exchange Committee, Clearance Documants.

* Dr., Amasya Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, e-celebi@hotmail.com.

35
Ercan Çelebi ÇTTAD, V/12, (2006/Bahar)

Giriş:

Göç hareketleri sonucunda göçmenlerin geldikleri ülkedeki yerli ahali ile uyum süreci, göç eden grubun yerli ahali ile teması, iletişimi ve katılımına bağlı olarak zor ya da kolay olabilmektedir. Bu noktada göç eden grubun sahip olduğu destekler, göç edilen ülkede kendilerine karşı oluşturulan sosyal tutumlar, yeni yaşamdan beklentiler, yeni yaşam stratejilerinin geliştirilmesi bakımından etkili olmaktadır. Fizikî olarak yeni bir çevre ve mekân, değişen nüfus yoğunluğu; biyolojik olarak yeni beslenme şekilleri ve ortaya çıkan hastalıklar; politik olarak yeni bir politik grubun kontrolü; ekonomik olarak yeni istihdam biçimleri; kültürel olarak maddî ve manevî değişimler; sosyal olarak yeni sosyal ilişkiler hem grup hem birey için yeni, zorlayıcı deneyimlerin yaşanmasına neden olmaktadır.1 1923 yılı Kasım ayında ilk mübadil kafilelerinin sevkleriyle başlayan mübadeleye dair işler; gerek gelenlerin iaşeleri, geçici barınma sorunlarının çözüme kavuşturulması, sağlık sorunlarının giderilmesi, iskân mıntıkalarına götürülüp yerleştirilmeleri, kendilerine ev, arazi, dükkân, tohumluk, ziraî araç-gereçlerin verilerek üretici konuma getirilmeleri ve gerekse Türkiye ile Yunanistan arasında ortaya çıkan uygulamadaki sorunlarla birlikte 1930 yılına kadar devam etti.2 Şüphesiz bu sorunların en büyüğünü, mübadillerin Yunanistan’da terk edecekleri malların tasfiyesi ve kıymetlerinin belirlenmesi ile bu mallara karşılık olmak üzere Türkiye’de kendilerine verilecek olan malların miktarı konusu oluşturmuştur.

Mübadillerin Yunanistan’daki Mal Kayıtları ve Tasfiye Talepnâmeleri
Bilindiği üzere “Türk ve Rum Ahalinin Mübadelesine İlişkin Sözleşme ve Protokol”, Türk ve Yunan Hükümetleri’nce 30 Ocak 1923 tarihinde Lozan’da imzalanmıştır.3 Mübadillerin terk edeceği ya da yanlarında götürebileceği mallar ile ilgili kurallar ve bu malların tasfiyesi ve kıymetlerinin belirlenmesine dair esaslar da, “Mübadele Sözleşmesi” ile belirlenmiştir. Buna göre: mübadiller her çeşit taşınır mallarını beraberlerinde götürmekte veya naklettirmekte serbest olacaklar ve bu sebeple kendilerinden herhangi bir vergi alınmayacaktı. Ancak “emval-i menkûlelerinin tamamını veya bir kısmını beraberinde götürmeye kudretyab olamayacak olan muhacirîn” bunları mahallerinde bırakabilecek, bu halde bırakılacak olan malın bir envanteri çıkarılarak değeri, mal sahibi mübadilin gözü

1 Belkıs Kümbetoğlu, “Göçmenlik Mültecilik, Yeni Bir Yaşam ve Sonrası”, Toplum ve Göç, II. Ulusal Sosyoloji Kongresi, Ankara 1997, s. 271–272.
2 Mahmut H. Şakiroğlu, “Lozan Konferansı Sırasında Kabul Edilen Türk-Yunan Ahali Değişimine Ait Tarihî Notlar”, Yusuf Hikmet Bayur Armağanı, (1985’ten Ayrı Basım), Ankara 1985, s. 232–233; Orhan Türker, “Türkiye ile Yunanistan Arasındaki Ahali Mübadelesinin 75. Yılı”, Tarih ve Toplum, sa. 172, Nisan 1998, s. 35.
3 Sözleşmenin tam metni için bkz. Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, 272.00.12/40.40.3; Düstur, 3. Tertip, c. 5, Ankara 1948, s. 84 vd.; Lozan Muahedenâmesi (24 Temmuz 1923), İstanbul 1339; Mehmet Esat Atuner, Mübadeleye Dair Türkiye ile Yunanistan Arasında İmza Olunan Mukavelenâmeler, Muhtelit Mübadele Komisyonu Kararları, Tarafsız Azaların Hakem Kararları, İstanbul 1937, s. 3-10; İskân Tarihçesi, İstanbul 1932, s. 8-11; Yakın Doğu Meseleleriyle İlgili Lozan Barış Konferansı Tutanakları, (Der: Ahmet Yavuz), I. Takım, c. I, Ankara 1969, s. 18-24; Şarkî Kârib Umûru Hakkında Lozan Konferansı (1922-1923), c. 2, İstanbul 1340, s. 105-110, 113-115; Seha L. Meray, Lozan Barış Konferansı Tutanakları, C. I, Takım I, Ankara 1969, s. 89-98; Anadolu’da Yenigün, 1 Şubat 1339.

36
Mübadillerin Yunanistan’daki Mal Kayıtları ve… ÇTTAD, V/12, (2006/Bahar)

önünde belirlenerek bir “zabıt varakası” düzenlenecekti. Dört nüsha olarak düzenlenecek olan bu belgenin bir tanesi “memurin-i mahalliye nezdinde” kalacak, biri tasfiye işlerini yürütecek olan “Muhtelit Komisyon’a”, diğeri mübadilin “hicret ettiği memleketin hükümetine”, ve sonuncusu da “muhacire” verilecekti.4 Bu belge, mübadillerin Türkiye’ye getirmeleri gereken en önemli belge niteliğini taşımaktaydı.5
Mübadillere ait tasfiye talepnameleri, T.C Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Cumhuriyet Arşivi Daire Başkanlı tarafından tasnif edilerek, “Muhtelit Mübadele Komisyonu Tasfiye Talepnameleri Katalogu” adı altında 21 cilt olarak araştırmacıların hizmetine sunulmuştur.6 Bu çalışmanın temelini oluşturmak üzere bahse konu arşiv katalogundan rast gele birer tasfiye talepnamesi seçilmiştir. Belgelerden anlaşıldığına göre tasfiye talepnameleri, mübadillerin ifadesi üzerine doldurulmuş ve şahitleri ile birlikte mübadilin bulunduğu yerin mahalli idarelerince onaylanmıştır. Tasfiye talepnâmelerinde, mübadilin kimlik bilgilerinin yer aldığı birinci sayfada: “kayıt tarihi” ve “kayıt numarasından” sonra, “ihtar” başlığı altında “eshab-ı müracaatın yanlış veya mübalâğalı beyannâme ita etmesinin” kendi zararına olacağı belirtilmiş ve sonrasında dilekçe sahibinin kimlik bilgilerine geçilmiştir. “Müsted’inin Hüviyeti” başlığı altında sırası ile mübadilden “isim ve pederinin ismi”, geldiği “memleket (livası, kazası, şehri ve karyesi)”, Türkiye’de “sakin bulunduğu mahal (livası, kazası, şehri ve karyesi)”, ve “san’atı” nı belirtmesi istenilmiştir. İkinci ve üçüncü sayfalar mübadilin bulunduğu yerdeki emval-i gayr-i menkûlesine ait bilgileri ihtiva eden cetvelden oluşmaktadır (cetvel a). Dokuz sütuna ayrılmış olan bu cetvelde, mübadilden sırası ile “Emlâk ve arazinin cinsi ve nev’i (hane, mağaza, tarla, bağ, bostan, orman, mera vs.)”, “Mesaha-i sathiyyesi (dönüm veya arşın murabba’i)”, “Arazinin yetiştirdiği mahsulâtın nev’i (hububat, tütün, bağ vs.)”, “Emlâk ve arazinin kâ’in bulunduğu mahal (mahalle, mevki, sokağın ismi ve numarası)”, “Emlâk ve arazinin suret-i tasarrufu (ferağ, intikâl, hibe)”, “Tapu senetlerinin veya diğer vesaik-i tasarrufiyenin tarih ve numaraları (suretleri rapt olunacaktır)”, “Tapu senedi kimin adına mukayyettir”, “Emlâk ve arazinin tapu senedinde mukayyet kıymeti (altın Türk Lirası hesabıyla)”, hanelerini doldurması istenilmiştir. Dördüncü sayfa “Müsted’inin terk eylediği emval-i menkûle” ye ait olan cetveldir (cetvel b). Bu cetvel mübadile ait “Eşya-i beytiyye (altın Türk Lirası üzerinden mecmu’u kıymeti)”, ve “hayvanat (adedi, cinsi, altın Türk Lirası üzerinden kıymet mecmu’ası)” olmak üzere üç haneden oluşmaktadır. Beşinci sayfada ise

4 Rumeli mübadillerinden Kölemezli Murtaza bu beyannâmelerle ilgili olarak şu satırları aktarır: “Mübadele Komisyonu azaları geldi. Bir de, hane başına kâğıt bıraktılar. Bu kâğıtlardan birer tane veriyorum. Buruşturmayın, kırıştırmayın ve üzerlerine hiçbir şey yazmayın. Sadece örnek olsun. Ona göre bu kâğıtlara yazılacakları ayrı bir kâğıda yazın, bana getirin hepsini birlikte yazarız. Okuryazar gençlerde bana yardımcı olur herhalde. Bu kâğıtlara hane halkınız, malınız, mülkünüz her şeyiniz yazılacak” dedi. Bkz. Murtaza Kölemezli, Elveda Rumeli, İzmir 2002, s. 67.
5 Kemal Arı, Büyük Mübadele: Türkiye’ye Zorunlu Göç (1923–1925), İstanbul 1995, s. 72.
6 Bu konudaki çalışmalar devam etmekte olup mevcut 21 cildin 1 ve 2’nci cildi Cezair-i Bahr-i Sefid Midilli; 3 ve 4’ncü cildi Cezair-i Bahr-i Sefid Midilli-Molova; 5’nci cildi Cezair-i Bahr-i Sefid Midilli-Dilmar; 6’ncı cildi Cezair-i Bahr-i Sefid Sakız; 7, 8 ve 9’ncu cildi Girit-Hanya; 10, 11 ve 12’nci cildi Girit Kandiye; 13’ncü cildi Girit-Kandiye ve Girit-Laşid; 14 ve 15’nci cildi Girit Resmu; 16, 17, 18, 19 ve 20’nci cildi Manastır-Filorina mübadillerinin tasfiye talepnâmelerinden oluşmaktadır. Hazırlanan kataloglar iki bölümden oluşmakta olup I. Bölümde: belgelere ait özetler yer almaktadır. II. Bölümde ise: konu indeksi, tüzel kişi adları indeksi, madde ve yer adları indeksi bulunmaktadır. Bu arada çalışmalarından dolayı Devlet Arşivleri Genel Müdürü Sayın Doç. Dr. Yusuf Sarınay Bey ile arşiv çalışanlarına teşekkür etmek gerekir.

37
Ercan Çelebi ÇTTAD, V/12, (2006/Bahar)

“vekâletnâme” yer almaktadır. Kimi mübadillerin “tasfiye muamelâtı için Muhtelit mübadele veya Tâli komisyonlar nezdinde kendilerini temsil ve hukuklarının müdafaası hususunda “ vekil tayin ettikleri görülmektedir.7
Bu arada malları Yunanlılarca müsaade edilen mübadillerin, müsadere edilen mallarını belgelemeleri halinde, Yunan makamlarınca mallarının tazmin edileceği kendilerine bildirilmiş olduğundan,8 malları müsadereye uğrayan mübadillerin, müsadere edilen mallarını gösterir bir belgeyi de tasfiye talepnâmelerine ilâve ettikleri görülmektedir. Belgelerden anlaşıldığına göre malları müsadereye uğrayan mübadillerden, yukarıda içerikleri hakkında bilgi verdiğimiz “(a) ve (b) cetvellerinde belirttikleri emvallerinin hangi tarihte müsadere edildiğini” ve yine “müsadere edilen emvallerinin 1909 ile 1914 yılların arasındaki senelik gelirinin ne kadar olduğunu” beyanlarında belirtmeleri istenilmiştir.9

Tasfiye talepnâmeleri arasında görülen diğer bir belge, Yunanistan’ı 18 Ekim 1912 tarihinden önce terk etmiş olan Türklerin, Yunanistan’da bulunan malları ile ilgili kayıtlardır. Bilindiği üzere 30 Ocak 1923 tarihli Mübadele sözleşmesi’nin 2’nci maddesinde bununla ilgili hususa açıklık getirilmiştir. İlgili maddeye göre: mübadele edilecek toprakları, 18 Ekim 1912 tarihinden sonra bırakıp gitmiş olan Rumlar ve Müslümanlar, sözleşmenin 1’nci maddesinde10 öngörülen mübadelenin kapsamına girmiş sayılacakları gibi, sözleşmede kullanılacak göçmen tabiri 18 Ekim 1912 tarihinden sonra göç etmesi gereken ya da göç etmiş bulunan bütün gerçek veya tüzel kişileri de kapsayacaktı.11 Anlaşıldığı üzere mübadeleye tâbi toprakları 18 Ekim 1912 tarihinden önce terk etmiş olan Türk ve Rumlarda mübadil kapsamında bulunmaktadır.12 Bununla birlikte 30 Ekim 1923 tarihli Mübadele Mukâvelesi, 18 Ekim 1912 tarihinden önce yurtlarını terk etmiş olanların mallarına dair işleri tanzim

7 Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, 130.16.13.02/24.175.1. Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi bundan sonraki dipnotlarda BCA olarak gösterilecektir.
8 Bilindiği üzere öncesinde Muhtelit Mübadele Komisyonu (Karma Komisyon) Türk heyeti Başkanı Tevfik Rüştü Bey, Yunanistan’daki Türk emlâki meselesini, Yunan Başvekili Kafandaris ile görüşmüş, bu görüşmede Yunan Başvekili gerekli emirlerin verildiğini ifade etmiştir. Muhtelit mübadele Komisyonu Yunan Heyeti Reisi Papas, malları müsadereye uğrayanların bir listesinin kendilerine verilmesini isteyerek, bu konuda gerekli tedbirlerin alınacağı taahhüdünde bulunmuştu. Bkz. BCA, 030.10.1/121.864.23. Muhtelit Mübadele Komisyonu ve faaliyetleri için ayrıca bkz. Ercan Çelebi, “Türk ve Rum Ahalinin Mübadelesine Dair Oluşturulan Komisyonlardan Muhtelit Mübadele Komisyonu ve Faaliyetleri”, Erzincan Eğitim Fakültesi Dergisi, C. 8, S. 1, 2006, s. 107–120.
9 Manastır-Florina mübadillerinden Eminoğlu Bekir Ağa’nın müsadere olunan mallarına dair verdiği beyannâme şu şekildedir: “a cetvelinde muharrer emval-i gayr-i menkûlemi sene 332 tarihinde kâmilen hükümet-i Yunaniye zabt ve idare etmiştir. On sene bu arazi üzerinde hiçbir suretle tasarrufum tanınmamış olduğu cihetle, her suretle intifa’dan mahrum kaldım. Balkan Harbi’nden evvelki rayiç nazar-ı dikkate alınmak şartıyla 58 dönüm arazi senede 58 Lira temin ittiğine nazaran, on sene zarfında 580 Lira hükümet-i Yunaniye zimmetine taalluk etmiş olduğuna, mebaliğ-i mezkûrun hükümet-i Yunaniyeden ba-tahkik tarafıma itasını temenni ederim. (Şahitler ve mühürleri)” (BCA, 130.16.13.02/149.1.1).
10 Madde 1: “Türk topraklarında yerleşmiş Rum Ortodoks dininden Türk uyruklarıyla, Yunan topraklarında yerleşmiş Müslüman dininden Yunan uyruklarının 1 Mayıs 1923 tarihinden başlayarak zorunlu mübadelesine girişilecektir. Bu kimselerden hiç biri, Türk Hükümeti’nin izni olmadıkça Türkiye ya da Yunan Hükümeti’nin izni olmadıkça Yunanistan’a dönerek orada yerleşemeyeceklerdir”. Bkz. BCA, 272.00.12/40.40.3.
11 Mübadele Sözleşmesi Md. 2, Bkz. BCA, 272.00.12/40.40.3.
12 Ahenk, 16 Mart 1340. 38

Mübadillerin Yunanistan’daki Mal Kayıtları ve… ÇTTAD, V/12, (2006/Bahar)

etmemiştir.13 Bu durumun İsmet Paşa ile Yunan Heyeti arasındaki ayrı bir görüşmede ele alındığı anlaşılmaktadır: Buna göre:
“Malik oldukları salâhiyet-i mutlaka ile hareket eden vazü’l-imzazerler, 18 Teşrinievvel 1912 tarihinden mukaddem Girit Adası da dâhil olmak üzere Yunanistan’ı terk edip o vakitten beri Yunanistan haricinde yaşamış olan Müslümanların 30 Kânunusani 1923 tarihinde Lozan’da akdedilen Mübadele-i Ahali Mukavelesi muhteviyatının mevzu bahis etmemiş olduğu hukuklarına hiçbir halel iras edilmeyeceğini Yunanistan namına beyan ederler. Bu Müslümanlar emlâklerini serbestçe tasarruf hakkını muhafaza edeceklerdir”.14

Anlaşılacağı üzere bu kapsamda yer alan Müslümanların malları hakkında tatbik edilmiş bulunan bütün uygulamalar geçersiz sayılmış; Yunan Hükümeti ve memurları tarafından el konulmuş malların ya da bu mallara ait gelirlerin sahiplerine iadesi kabul edilmiştir. Bunun içinde, 30 Ocak 1923 tarihli Mübadele Sözleşmesi’nin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı aylık dönem içinde, ilgililerin durumlarını bildirerek yetkili makamlara müracaat etmeleri istenilmiş;15 gerekli olan vesikalar ise Hariciye Vekâleti’nce tespit edilerek, mahallerine tamim edilmiştir.16 1912 tarihinden önce ya da sonra Türkiye’ye gelmiş olanlar ise, tasarruf haklarının devamının sağlanması ve mübadeleye tâbi tutulabilmeleri için, Karma Komisyon’a göstermek zorunda oldukları tasarruf vesikalarını, İstanbul vilâyetine vermek zorunda idiler.17 Bu durumda olanların mallarına tasarruf edebilmeleri için yanlarında bulundurmak durumunda oldukları belgeler şunlardı:18

1- Emval-i gayr-i menkûleye mutasarrıf olanlara ait tapu senedi,
2- Tapu senedini kaybetmiş olanların kaza ve köylerinde bulunan bilirkişi niteliğindeki iki kişi tarafından mühürlenmiş beyannâme,
3- Emval-i gayr-i menkûlesi varislerine intikâl etmiş olanlar için, mahkemelerden alınacak ilâmın asıl ve sureti,
4- Şahıs, hüviyet ve tabiiyetleri bilirkişi niteliğindeki iki kişi tarafından onaylanacak “tezkire-i Osmaniye suret-i musaddıkası”,
5- Yunanistan’ı 18 Ekim 1912 tarihinden evvel terk ettiğine ve Türkiye’de ikâmet ettiğine dair bilirkişi niteliğindeki iki kişi tarafında mühürlenmiş beyannâme.

13 İsmet Paşa Heyet-i Vekile Riyaseti’ne çekmiş olduğu 21 Kânunusani 1339 tarihli telgrafında: Yunanistan’ın 1912 yılından itibaren çıkarmış olduğu birtakım kanunlarla Müslümanlara ait malları zapt ve müsadere ettiklerini, bununla birlikte el konulmuş bütün malların sahiplerine iadesine çalıştıklarını bildirmekte idi. Bkz. Bilâl Şimşir, Lozan Telgrafları (1922–1923), I, Ankara 1990, s. 419.
14 Vakit, 5 Ağustos 1339; Akşam, 16 Mart 1340; İsmail Soysal, Türkiye’nin Siyasal Anlaşmaları, Ankara 1983, s. 191.
15 İstikbal, 17 Eylül 1339. Bütün bunlardan başka, her iki tarafa ait, ayrıca bankalarda bulunup 18 Ekim 1912 tarihinden itibaren müsadere edilmiş olan para, mücevherat ve tahvil senetleri de sahiplerine iade edilecekti. Bkz. Tevhid-i Efkâr, 17 Mart 1340; Ahenk, 16 Mart 1340; Vatan, 4 Eylül 1340.
16 Anadolu’da Yenigün, 20 Eylül 1339; Vakit, 20 Eylül 1339.
17 Anadolu’da Yenigün, 15 Teşrinievvel 1339.
18 İstikbal, 26 Teşrinievvel 1339. İstanbul’da mübadiller tarafından yapılan bir toplantı esnasında mübadillerden Seyfeddin Bey, 70.000 Drahmi sarf ettiği halde mallarının kaydını gösteren beyannâmeyi alamadığını, Yunan resmî makamlarının bu sebeple gereken her türlü zorluğu gösterdiğini belirtmektedir. Bkz. Vakit, 12 Eylül 1340.

39
Ercan Çelebi ÇTTAD, V/12, (2006/Bahar)

Müracaat edecek olanların izleyecekleri usûl ise şu şekilde belirlenmişti: Bunun için Mübadele, İmar ve İskân Vekâleti’nce İstanbul’da bir “beyannâme kalemi” oluşturulmuştu. Beyannâmeler iki suret halinde hazırlanmış, beyaz nüsha doldurulduktan sonra beyannâme kalemine teslim edilecek, renkli nüsha ise mübadilde kalacaktı. Beyannâmelerde müdüriyet tarafından verilecek olan “sıra numarası”, “tarih” ile ayrıca mübadil tarafından “beyannâme sahibinin ismi”, “malının bulunduğu mahal” belirtilecekti. Bu suretle tanzim edilecek defterler ile mıntıkalarda toplanacak beyannâme asılları vekâlete gönderilecekti.19 İzlenecek başka bir yönteme göre ise, 1912 senesinden önce İstanbul’a gelmiş olanların bir dilekçe ile İstanbul vilâyetine müracaat etmeleri ve dilekçelerinde “1912 tarihinden evvel Türkiye’ye gelmiş olduklarını”, “ikâmet ettikleri mahalli”, “emlâk ve arazilerinin nerelerde bulunduğunu”, “doğdukları yeri” belirtmeleri; ayrıca sahip oldukları malları gösteren resmî belgeyi notere onaylattırdıktan sonra dilekçelerine ekleyerek vilâyete teslim etmeleri, ellerinde bu gibi evrak bulunmayanların ise mallarının bir listesini hazırlayarak dilekçelerine ilâve ederek birini vilâyete, diğerini ise incelenmek üzere polise vermeleri istenilmiştir. Bu vesikalar Yunan Konsolosluğu tarafından tasdik edildikten sonra20 işlem tamamlanmış olacaktı. 18 Ekim 1912 tarihinden önce ve sonra Yunanistan’ı terk edenlerin mallarıyla ilgili işlemler Kasım 1924 tarihine kadar devam etmiştir. Yunanistan bu hususta elinden gelen zorluğu çıkarmış, gayr-i mübadil Türkler için eski Yunanistan hudutlarını” ileri sürerek, Balkan Harbi’nden sonra Yunanistan’a ilhak edilen arazideki Türklerin emlâklerinin protokol haricinde kaldığını iddia etmiştir.21

Buraya kadar mübadillere ait olan tasfiye talepnâmeleri kapsamında yer alan belgeler ve bunların içerikleri hakkında bilgi vermeye çalıştık. Mübadillerin mallarının miktarını ve kıymetini belirten ve Karma Komisyon’a vermek durumunda oldukları belgelerin kontrolü meselesi de, işin zor olan başka bir boyutunu oluşturmaktaydı.22

19 Vakit, 24 Temmuz 1340. Örnek belge için bkz. BCA, 130.16.13.02/73.244.1.
20 Bu tasdik işleminin sadece Yunan Konsolosluğu tarafından yapılması zorunluluğunun olmadığı anlaşılmaktadır. Bu belgelerin İspanyol konsolosluğu tarafından da tasdik edildiği; hatta bunun için 9 Lira gibi bir paranın alındığı, yapılan girişimler sonucunda bu miktarın dört taksit halinde ödenebilmesinin sağlandığı gazetelere yansıyan haberlerden anlaşılmaktadır. Bkz. Vatan, 16 Kânunusani 1340. 15 Kânunuevvel 1924 tarihli Türkîli gazetesi mübadillerin artık belgelerini Yunan Konsolosluğu’na onaylattırmak zorunda olmadıkları haberini verirken, “Elhamdülillâh Yunan suratı görmek mecburiyetinden kurtulan mübadilleri tebrik ederiz” değerlendirmesini yapmaktaydı. Bkz. Türkîli, 15 Kânunuevvel 1340.
21 Cumhuriyet, 16 Teşrinisani 1340.
22 Nitekim Karma Komisyon Yunan Heyeti azalarından Pallis, gazetelere vermiş olduğu beyanatında: “beyannâmelerin bire birer sıkı bir kontrole tâbi tutulmasının pek müşkül olacağını” belirtmekteydi. Bkz. İleri, 22 Nisan 1340. Mübadele Cemiyeti yapmış olduğu bir toplantıda mübadillerin mal kayıtlarını gösteren belgelerin kontrol edilmesi amacıyla, her şehir ve kasabada üçer kişiden oluşacak bir “Tetkik-i Vesaik Komisyonu” nun oluşturulmasını teklif etmiştir. Bkz. Vatan, 12 Eylül 1340; Vakit, 12 Eylül 1340. Cumhuriyet gazetesinde yer alan habere göre, Mübadele Cemiyeti tarafından oluşturulmuş olan bu Tetkik-i Vesaik Komisyonları ve azaları şunlardı: Selanik Komisyonu: Kibar Abdurrahman, Hüsnü, İsmail, Hafız Ali, Sami, Keresteci Halil Beyler; Drama Komisyonu: Fazıl, Hasan, Kudret, İmam Ahmet Beyler; Kavala Komisyonu: Hacı Mehmet, İhsan, Ali Galip ve Mehmet Beyler; Siroz Komisyonu: Yusuf, Cevdet, Esat Beyler; Teselya Komisyonu: Resul, Abidin, Müftü Ali Efendiler; Vodina Komisyonu: Mehmet Bey Gazi; Girit Komisyonu: Mustafa ve Arif Beyler; Yanya Komisyonu: Mahmut, Agâh; Kılkış Komisyonu: Rasim; Nasliç Komisyonu: Hilmi, Kudret; Serfiçe Komisyonu: Mehmet Seyit; Kayalar Komisyonu: Abdülhalim; Kozana Komisyonu: Ömer, Efendizâde Mehmet; Florina Komisyonu: Hayrettin Beyler. Bkz. Cumhuriyet, 12 Eylül 1340.

40
Mübadillerin Yunanistan’daki Mal Kayıtları ve… ÇTTAD, V/12, (2006/Bahar)

Beyannâmelerin incelenmesi aşamasında ilk önce, beyannâme sahibinin mübadil olup olmadığına, daha sonra ise mübadil için açılan dosyada, Karma Komisyon’dan alınan tasfiye talepnâmesinin bulunup bulunmadığına bakılmakta idi. Hazırlanmış olan beyannâmelerin ise Karma Komisyon tarafından mühürlenmiş olması gerekmekteydi. Yanlışlık eseri olarak mallarının kaydedilmediğini iddia eden mübadiller ise, ikinci bir belge tanzim ettirmek durumundaydılar.23 Özellikle Yunanlıların uygulamış olduğu baskıdan dolayı mal bildiriminde bulunamadan yola çıkmış olan mübadiller, Emval-i Gayr-i Menkûle Kanunu’nun 2’nci maddesinde belirtilmiş olan tasarruf belgelerinden en az birini beyan etmek zorundaydılar.24

Mübadillere Ait Taşınmaz Malların Kıymetlendirilmesi İşi

Taşınmaz malların kıymetlendirilmesi işiyle, kurulacak olan Karma Komisyon’un ilgilenmesi ve bu komisyonun terk edilen malların “takdir-i kıymeti” konusunda tam yetkili olması kabul edilmişti. Prensipte komisyonun ilgili mal sahibine, bulunduğu ülkenin hükümeti emrine bıraktığı mallara karşılık borç tutarını gösteren bir vermesi ve mübadilin gittiği ülkede, elindeki belgede gösterilen miktarda mal alma hakkına sahip olması25 kabul edilmiş olmasına rağmen, taşınmaz malların tasfiyesi ve bu malların kıymetlendirilmesi işi karmaşık bir durum arz etmiştir.

Konuyla ilgili olarak çalışmalarına başlayan Karma Komisyon, 9 Aralık 1923’te Atina’da Harbiye Nezareti binasında yapmış olduğu toplantıda, Türkiye ve Yunanistan’da bulunan taşınmaz malların kıymetlerini tespit etmek üzere, tâli komisyonlar teşkil edilmesini ve bu komisyonların her iki memlekette bulanan taşınmaz mallara dair kataloglar düzenlemesini kabul etmiştir.26 Bununla birlikte, mübadillerce bırakılacak olan malların kıymetlerinin belirlenmesi işinin hangi esaslar doğrultusunda yapılacağına dair bir formülün bulunması, oldukça zor ve suiistimale açık bir konuydu. Nitekim Arı konuya ilişkin değerlendirmesinde, uygulama biçimi açıkça belirtilmeyen “takdir-i kıymet” meselesinin, komisyonlarca değişik şekillerde ele alınabileceğini, bunun ise farklı sonuçlar doğuracağını; rüşvet, adam kayırma gibi amaca ters düşen davranışların ortaya çıkabileceğini belirtmiştir.27

23 Trakya İskân Müfettiş-i Sabıkı Kâzım, İskân-ı Muhacirin Rehberi, İstanbul 1926, s. 13–14.
24 Bu belgeler şunlardı: Mübadillerin mallarına ait tapu senetleri, Kuyud-u Umumiye Müdüriyeti’nden verilen tasarruf ilmühaberleri ve kayıt suretleri, Tapu İdaresi’nden verilen geçerli resmî belgeler, Yunanistan’da tasarruf için muteber görülecek geçerli mahkeme ilâmatı, Tapu Müdüriyet-i Umumiyesi’nce tapu nizamnâmesine dayanılarak verilen belge, sipahi ve zaim senetleriyle, vergi emanetinin teşkilinden evvel mütevelliler tarafından verilen vakıf senetleri, Makedonya ve Teselya havalisinde yerli ahaliye tevzi olunmak üzere istimlâk işini gerçekleştiren mahkemelerce verilen ilâmlar, Yunan noterlikleri tarafından, Etorya ve Hiyotik Daireleri’nden verilen ve Türkiye zamanına ait kayıtlardan ihraç edilen geçerli belge, Girit Adası’nda Tasarruf Terhinat Dairesi’nce verilecek her malın cins ve miktarının ve sahibinin isminin yazılı olduğu belge. Bkz. Trakya İskân Müfettiş-i Sabıkı Kâzım, a.g.e., s. 18-19. İskân Tarihçesi’nde bu belgelerden özellikle vakıfnâme, ilâm, temessüt, zaim, terhinat ve sipahi senetleri ve fermanların tasarruf niteliğini belirlemeye yetmeyecek ihtilâflı belgelerden olduğu belirtilmektedir. Bkz. İskân Tarihçesi. a.g.e., s. 46-47.
25 Mübadele Sözleşmesi Md. 8, 9, 12, 13, 14. Bkz. BCA, 272.0.0.12/40.40.3.
26 Vatan, 11 Teşrinievvel 1339.
27 Arı, a.g.e., s. 73.

41
Ercan Çelebi ÇTTAD, V/12, (2006/Bahar)

Selanik, Kavala, Drama, Hanya ve Kandiye başta olmak üzere değişik merkezlerde kurulan tâli komisyonlar, konuyla ilgili olarak kısa sürede çalışmalarına başlamışlardır.28 Bu komisyonlardan Selanik Tâli komisyonu’nda görevlendirilen İhsan Bey ile Pallis, emlâkin kıymetinin tayininde esas olacak prensipleri belirlemek amacıyla Selanik’e gitmiştir.29 Karma Komisyon kapsamında oluşturulan Üçüncü Encümen ise, kendisine ulaşan raporlar doğrultusunda çalışmalarını devam ettirerek, “her iki tarafı memnun edecek kât’i bir formülün tespiti” işiyle meşgul olmaya devam etmiştir.30

Selanik Tâli Komisyonu, Türk azalardan Refet Bey ve tarafsız azalardan Widing’in katılımlarıyla çalışmalarını sürdürmüş, takdir-i kıymet hususunda birtakım esasları belirlemiştir. İhsan ve Refet Beyler Yeni Asır gazetesine vermiş oldukları beyanatlarında: “Müslümanların terk edecekleri emlâk ve arazinin kıymetini hakikâte en kârib bir surette takdire müsait bir usûl bulmak” maksadıyla Selanik’te bulunduklarını, burada daha önce oluşturulan heyetin, 16 bina üzerinde takdir-i kıymet hususuna dair çalışmalarını tamamladığını, arazilerin kıymetlerinin belirlenmesi için ise Langaza’ya hareket edileceğini ve burada “tecrübe-i misâl” olmak üzere seçilecek olan köy arazisi üzerinde yapılacak çalışmalarla “vasati bir kıymet tayininin mümkün olup olamayacağını” anlamaya çalışacaklarını bildirmekte idi.31

Anlaşıldığına göre mallarla ilgili tasfiye işlemi iki aşamalı bir yönteme bağlanmış; ilk önce barınma sorununun çözümüne dönük olarak evlerin değerinin belirlenmesine, daha sonraki aşamada ise tarlaların, bağların, bahçelerin, ağaçların ve diğer taşınmaz malların kıymetlerinin tespiti işine yer verilmişti. Gerçekte her şeyden önce evlerin kıymetlerinin belirlenmesi, diğer yandan dönüm hesabıyla tarlaların, bağların ve bahçelerin büyüklüğünün tespiti ve bunların sayısal dökümlerinin çıkarılması ve verimlilikleri bakımından tasnife tâbi tutulması oldukça zordu. Bu mallara dayalı olarak, mübadillerin Türkiye’de mal sahibi olabilmesi on yıldan fazla bir zaman alabilirdi.32

Karma Komisyon Türk Heyeti Reisi Tevfik Rüştü Beyin gazetelere vermiş olduğu beyanattan anlaşıldığına göre, terk edilen malların kıymetlerinin tespitiyle ilgili olarak “vahit-i emsal” usûlü benimsenmiştir. Bu formüle göre: ilk aşamada binaların tahrir edilmiş eski kıymetleriyle, hali hazırda tahmin edilen kıymeti arasındaki yüzde nispet oranı bulunacak, altın farkı da göz önüne alınarak tahrir edilmiş kıymetine dönüştürülecekti.33 Bu miktar “vahit-i emsal” olarak kabul edilecek, herhangi bir binanın takdir-i kıymeti ise, bu asgari yüzde nispetiyle tahvil edilerek bulunacaktı.34 Arazilerin

28 Hâkimiyet-i Milliye, 23 Teşrinisani 1339.
29 Tanin, 4 Kânunuevvel 1339; Vatan, 4 Kânunuevvel 1339; Vakit, 4 Kânunuevvel 1339.
30 İstiklâl, 15 Kânunuevvel 1339.
31 Vakit, 23 Kânunusani 1340; Tevhid-i Efkâr, 26 Kânunusani 1340.
32 Arı, a.g.e., s. 74.
33 Kölemezli Murtaza anılarında bu konuda şu bilgileri aktarır: “Nihayet Şubat ayının (1924) sonlarında muhtar İbrahim Hoca, her aileye, muhacirlik kâğıtlarını dağıttı ve herkese sıkı sıkı tembih etti:-Bu kâğıtlardan biri, hane halkını gösteriyor, biri aşı kâğıdınız, biri de buradaki malınızı mülkünüzü gösteriyor. Bu kâğıtta ev, ahır, samanlık, ambar, değirmen, bağ-bahçe ve tarla gibi mallarınızın çeşitleri, miktarları ve altın lira olarak değerleri yazılı”. Bkz. Kölemezli Murtaza, a.g.e., s. 70.
34 Meselâ bir binanın tahrir edilmiş eski kıymeti 1.000 Lira, hali hazırda tahmin edilen kıymeti 10.000 lira olsa, tahmin edilen kıymetinin altına dönüştürüldükten sonra bu iki fiyat farkı arasındaki farkın yüzde kaç

42
Mübadillerin Yunanistan’daki Mal Kayıtları ve… ÇTTAD, V/12, (2006/Bahar)

kıymetlerinin belirlenmesinde ise bir mıntıkada bulunan çeşitli arazilerin bağların, zeytinliklerin, bahçelerin metre kare olarak asgari kıymetleri bulunacak ve tasfiye esnasında aynı mıntıkada bulunan çeşitli türdeki topraklar için bu “vahid-i emsal” bir ölçü olarak kullanılacaktı.35 Selanik, Kavala ve diğer bindirme iskelelerinde mübadillerin yığılmalarının önüne geçmek için nakliyat işine öncelik verilmiş, emlâk ve arazinin kıymetlerinin tespiti meselesi, Makedonya ve Anadolu’ya ait arazi ve emlâk kayıtları İstanbul Defterdarlığı’nda bulunduğundan tasfiye işi İstanbul’da yapılmak üzere sonraya bırakılmıştır.36

Sonuç

Mübadillere ait tasfiye talepnâmelerinin T.C Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Cumhuriyet Arşivi Daire başkanlığı tarafından tasnif edilerek, “Muhtelit Mübadele Komisyonu Tasfiye Talepnâmeleri Katalogu” adı altında 21 cilt olarak araştırmacıların hizmetine sunulmuş olması gerçekten sevindiricidir. Tasfiye talepnâmelerinden yola çıkılarak mübadillerin kimlik bilgilerini, mesleklerini, geldikleri yerleri, Türkiye’de ilk olarak nerelere yerleştirildiklerini, sahip oldukları menkûl ve gayr-i menkûl malları ve bu mallardan yola çıkarak ekonomik güçleri hakkında çeşitli bilgiler öğrenmek mümkündür. Bütün bu bilgiler bugün, araştırmacılar için olduğu kadar, Yunanistan’dan Türkiye’ye gelmiş bulunan mübadiller için de büyük önem arz etmektedir.

Diğer yandan 30 Ocak 1923 tarihli Mübadele Mukavelesi ve bu çerçevede Türkiye’ye gelen mübadillere ev, arazi, dükkân, tohumluk, ziraî araç-gereç verilerek üretici konuma getirilmeleri ve mübadillerin geldikleri yeni yurtlarında rahat ettirilmeleri gibi zor ve önemli işler, yeni Türkiye’nin karşılaştığı en büyük sorunların başında gelmekteydi. Gelen mübadillere menkûl ve gayr-i menkûl birtakım malların verilebilmesi, her şeyden önce onların Yunanistan’da bulunan mallarını doğru bir şekilde kaydettirmelerine ve bununla ilgili belgeyi beraberlerinde getirmelerine bağlı idi. Bununla birlikte Yunanistan tarafından uygulanmış olan müsadereler, Yunan tazyik ve baskısından dolayı bir kısım mübadilin mal kayıtlarına dair her hangi bir belge getirememiş olması, özellikle tasfiye talepnâmelerinin mübadillerce eksik ve yanlış doldurulması, bir kısım fırsatçı mübadilin daha fazla mal edinebilmek için yanlış ve mübalâğalı beyanlarda bulunması gibi nedenlerden dolayı, emlâkin tasfiyesi muamelâtı uzun yıllar devam etmiş ve önemli sorunların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Özellikle mal dağıtımı esnasında kimi mübadiller beyannâmelerinde belirttikleri değerin altında mal almak zorunda kalırken, kimi mübadiller daha fazla mal edinebilmiştir. Bu gibi sorunların kaynağının öğrenilebilmesi, şüphesiz belgeler üzerinde yapılan incelemeler sonrasında daha iyi anlaşılabilecektir.
nispetinde olduğu bulunacak, daha sonra da çeşitli binalara ait nispet farklarının asgari tutarı alınacaktı. Bkz. Cumhuriyet, 4 Haziran 1340.

35 Vatan, 15 Mart 1340.
36 Tanin, 25 Mayıs 1340. Bu sebeple Türk azalardan İhsan Bey ile tarafsız azalardan Widing, Yunan azalardan Pallis ve Papas’tan ibaret bulunan heyet, İstanbul Tapu İdaresi’nde çalışmalarına başlamıştır. Bkz. İleri, 27 Temmuz 1340. 43
Ercan Çelebi ÇTTAD, V/12, (2006/Bahar)

KAYNAKÇA

I. Arşivler:

Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi

II. Gazeteler:

Ahenk
Anadolu’da Yenigün
Cumhuriyet
Elveda Rumeli
Hâkimiyet-i Milliye
İleri
İstiklâl
Tanin
Tevhid-i Efkâr
Türkîli
Vakit
Vatan

III. Makale ve Kitaplar:

ARI, Kemal, Büyük Mübadele: Türkiye’ye Zorunlu Göç (1923–1925), İstanbul, 1995.
ATUNER, Mehmet Esat, Mübadeleye Dair Türkiye ile Yunanistan Arasında İmza Olunan Mukavelenâmeler, Muhtelit Mübadele Komisyonu Kararları, Tarafsız Azaların Hakem Kararları, İstanbul, 1937.
ÇELEBİ, Ercan, “Türk ve Rum Ahalinin Mübadelesine Dair Oluşturulan Komisyonlardan Muhtelit Mübadele komisyonu ve Faaliyetleri”, Erzincan Eğitim Fakültesi Dergisi, C. 8, S. 1, 2006.
İskân Tarihçesi, İstanbul, 1932.
KÖLEMEZLİ, Murtaza, Elveda Rumeli, İzmir, 2002.
KÜMBETOĞLU, Belkıs. “Göçmenlik Mültecilik, Yeni Bir Yaşam ve Sonrası”, Toplum ve Göç, II. Ulusal Sosyoloji Kongresi, Ankara, 1997.

44 Mübadillerin Yunanistan’daki Mal Kayıtları ve… ÇTTAD, V/12, (2006/Bahar)
45

Lozan Muahedenâmesi (24 Temmuz 1923), İstanbul, 1339.
MERAY, Seha L., Lozan Barış Konferansı Tutanakları, C. I, Takım I, Ankara, 1969.
SOYSAL, İsmail, Türkiye’nin Siyasal Anlaşmaları, Ankara, 1983.
ŞAKİROĞLU, H. Mahmut, “Lozan Konferansı Sırasında Kabul Edilen Türk-Yunan Ahali Değişimine Ait Tarihî Notlar”, Yusuf Hikmet Bayur Armağanı, (1985’ten Ayrı Basım), Ankara, 1985.
Şarkî Kârib Umûru Hakkında Lozan Konferansı (1922–1923), C. 2, İstanbul, 1340.
ŞİMŞİR, Bilâl, Lozan Telgrafları (1922–1923), I, Ankara 1990
Trakya İskân Müfettiş-i Sabıkı Kâzım, İskân-ı Muhacirin Rehberi, İstanbul, 1926.
TÜRKER, Orhan, “Türkiye ile Yunanistan Arasındaki Ahali Mübadelesinin 75. Yılı”, Tarih ve Toplum, S. 172, Nisan 1998.
Yakın Doğu Meseleleriyle İlgili Lozan Barış Konferansı Tutanakları, (Der: Ahmet Yavuz), I. Takım, C. I, Ankara, 1969.

KAYNAK: http://web.deu.edu.tr/ataturkilkeleri/pdf/cilt1sayi1/Makale_3_ErcanCelebi.pdf