İhsan TEVFİK
Gölyazı’dan yaklaşık bin Rum mübadil gelmiş Kesriye’ye. Kesriye’de, Bursa Gölyazılılar (Apolyontlular) çoğunlukta; buradaki mübadillerin bir kısmı Niğde, Sivas gibi Orta Anadolu şehirlerinden , bazıları da Karadeniz’in çeşitli yerlerinden özellikle Samsun’dan gelmişler. Mübadelede Kesriye’den ayrılan Türklerin çoğu Niğde’ye gitmiş. Bursa Gölyazılılar Yunanistan’da da ata yurtlarındakine benzer gölü bulmuşlar; ama Niğde’ye göçenler için aynı şeyi söylemek mümkün değil.
Kesriye’yi vatan tutan Bursa Gölyazılı Rum mübadiller, Apolyont gölünün (Gölyazı) kenarında bulunan yerleşim yerini bir anlamda Kesriye (Kastoria) gölünün etrafına taşımışlar. Önceki vatanlarına benzer yerleri görünce “İşte burasıdır.” deyip durmuşlar. Bu, eski yaşadığı yere benzer yer seçme eğilimi Anadolu’dan ayrılan Rum mübadiller için de böyle olmuş, oradan gelen Türkler için de. Herkes kendi köyüne, kasabasına benzer yerler seçmiş.
Geçen yıl Kayalar’ı gördükten sonra bizim büyüklerimizin de neden Giresun’da, Şebinkarahisar’da duramayıp Suşehri’ne göçtüklerini daha iyi anlamıştım. Suşehri Ovası, Kayalar’a çok benzeyen bir yerdi. Tarıma çok elverişliydi, düzlüktü ve iklimi de oraları andırıyordu.
KAYNAK VE DEVAMI: http://www.sultansehir.com/?mrt=dergiayrinti&verix=sivas__tan_kayseri__ye_8
SİVAS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SİVAS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İnsan Hikayeleri
İhsan TEVFİK
Sivas Nire, Makedonya Nire?
Bu başlığı görünce kimi insanımız, Sivas ağzıyla şöyle diyebilir: ”Sivas nire gardas, Makedonya dediğin nire?” Ama gelir akça bir göç kuşu, bir gün birilerini yüreğiyle beraber söker alır götürür bu illerden. Bu topraklara Rumeli’den yapılan bir zorunlu hicretin (mübadele) yankıları üçüncü kuşak mübadil torunlarında sürerken, bakarsınız aynı yankı Rumeli’de, Makedonya’da bir karşılık bulur.
1924-’te Sivas ve civarına özellikle Suşehri’ne yerleştirilir mübadiller. Osmanlı Arşivleri Uzmanı Dr. Yıldırım Ağanoğlu, ”Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Balkanlar’ın Makûs Talihi Göç” adlı eserinde 1912-15 arası Sivas’a ve civarına 7.769 muhacir iskân edildiğini, 1921-27 arasındaki dönemde ise Sivas’a gelen mübadil sayısının 4892, Şebinkarahisar’a gelen mübadil sayısının ise 5779 olduğunu söylemekteydi, işte o mübadillerin torunları, 83 yıldan bu yana yeni topraklarını yani Sivas’ı vatan bilirler. Gurbet hikâyeleri, her zaman o acı şerbeti içenlerin yüreğinde bir yer bulur. Gün gelir akmak ve başka gönüllerde yankılanmak ister. Böyle oldu bizim ilias ile tanışma hikâyemiz.
KAYNAK VE DEVAMI: http://www.sultansehir.com/?mrt=dergiayrinti&verix=insan_hikayeleri_5
Sivas Nire, Makedonya Nire?
Bu başlığı görünce kimi insanımız, Sivas ağzıyla şöyle diyebilir: ”Sivas nire gardas, Makedonya dediğin nire?” Ama gelir akça bir göç kuşu, bir gün birilerini yüreğiyle beraber söker alır götürür bu illerden. Bu topraklara Rumeli’den yapılan bir zorunlu hicretin (mübadele) yankıları üçüncü kuşak mübadil torunlarında sürerken, bakarsınız aynı yankı Rumeli’de, Makedonya’da bir karşılık bulur.
1924-’te Sivas ve civarına özellikle Suşehri’ne yerleştirilir mübadiller. Osmanlı Arşivleri Uzmanı Dr. Yıldırım Ağanoğlu, ”Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Balkanlar’ın Makûs Talihi Göç” adlı eserinde 1912-15 arası Sivas’a ve civarına 7.769 muhacir iskân edildiğini, 1921-27 arasındaki dönemde ise Sivas’a gelen mübadil sayısının 4892, Şebinkarahisar’a gelen mübadil sayısının ise 5779 olduğunu söylemekteydi, işte o mübadillerin torunları, 83 yıldan bu yana yeni topraklarını yani Sivas’ı vatan bilirler. Gurbet hikâyeleri, her zaman o acı şerbeti içenlerin yüreğinde bir yer bulur. Gün gelir akmak ve başka gönüllerde yankılanmak ister. Böyle oldu bizim ilias ile tanışma hikâyemiz.
KAYNAK VE DEVAMI: http://www.sultansehir.com/?mrt=dergiayrinti&verix=insan_hikayeleri_5
Sivas’tan Nasliç’e Değişen Hayatlar
İhsan TEVFİK
Sivas Düzyurtlu Stefano Emmi
Nasliç’in merkezinde bir saatlik gezintiden sonra köylere doğru yola çıkıyoruz. İlk durağımız Türkler zamanında adı Çerepyan olan Glikokerase köyü. Glikokerase, “tatlıkiraz” anlamına geliyormuş. Bizim ‘Giresun’ sözcüğü de ‘Kerase, Kerasus’tan geliyormuş. Yani Giresun, ‘kiraz’ demek aslında. Burada öğreniyoruz. Çerepyan köyü Çutil nahiyesine bağlı. Bu bölgede kaza merkezi Nasliç’ten sonra en büyük yerleşim merkezi bir nahiye konumunda olan Çutil. Çutil’de belediye teşkilatı da var.
Geziye katılan mübadil torunlarından öğretmen Ümran Aydın’la birlikte, anneannesinin doğduğu Çerepyan köyünde Stefano İspiroğlu’nun evine konuk oluyoruz. Çerepyan köyü, elli hane kadar yok. Stefano İspiroğlu diyor ki: “Biz buraya geldiğimizde Türkçe gonuşuyoduk, buradakiler de yerli dili (Rumca) gonuşuyolağdı.”
KAYNAK VE DEVAMI: http://www.sultansehir.com/?mrt=dergiayrinti&verix=sivas__tan_naslic__e_degisen_hayatlar_7
Sivas Düzyurtlu Stefano Emmi
Nasliç’in merkezinde bir saatlik gezintiden sonra köylere doğru yola çıkıyoruz. İlk durağımız Türkler zamanında adı Çerepyan olan Glikokerase köyü. Glikokerase, “tatlıkiraz” anlamına geliyormuş. Bizim ‘Giresun’ sözcüğü de ‘Kerase, Kerasus’tan geliyormuş. Yani Giresun, ‘kiraz’ demek aslında. Burada öğreniyoruz. Çerepyan köyü Çutil nahiyesine bağlı. Bu bölgede kaza merkezi Nasliç’ten sonra en büyük yerleşim merkezi bir nahiye konumunda olan Çutil. Çutil’de belediye teşkilatı da var.
Geziye katılan mübadil torunlarından öğretmen Ümran Aydın’la birlikte, anneannesinin doğduğu Çerepyan köyünde Stefano İspiroğlu’nun evine konuk oluyoruz. Çerepyan köyü, elli hane kadar yok. Stefano İspiroğlu diyor ki: “Biz buraya geldiğimizde Türkçe gonuşuyoduk, buradakiler de yerli dili (Rumca) gonuşuyolağdı.”
KAYNAK VE DEVAMI: http://www.sultansehir.com/?mrt=dergiayrinti&verix=sivas__tan_naslic__e_degisen_hayatlar_7
Makedonya’dan Zara’ya Hüzünlü Hikayeler
İhsan TEVFİK
96 Yaşında Bir Mübadil, Adil Turgut
Adil Turgut’la tanışmadım ama Turgut ailesinden tam on kişiyle 2007 Haziranında bir Yunanistan yolculuğu yaptık. Lozan Mübadilleri Vakfı’nın artık geleneksel hale getirdiği Yunanistan seferlerinden biriydi. Turgut ailesi, geçen yıl (2006 Mayıs) babalarını Selanik’e, oradan da doğduğu köy olan Kayalar’ın Durgutlar (Turgutlar, Durutlar şeklinde de telaffuz ediyor muhacirler) köyüne götürmüşler. Bu yılki geziyi, köydeki güzel anları o güzel ailenin duygulu insanlarıyla beraber yaşadık ama babalarının da katıldığı geçen yılki geziyi bana Adil Amca’nın değerli, vefalı kızları ayrıntılarıyla anlattılar. Daha sonraki yazışmalarımızda da bu geziye ilişkin ayrıntıları verdiler.
KAYNAK VE DEVAMI: http://www.sultansehir.com/?mrt=dergiayrinti&verix=makedonya__dan_zara__ya_huzunlu_hikayeler_6
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)